14.3.07

Annem


Hakan İngiltere'ye gidince annem geldi bize kalmaya. Hakan'ın daha önceki seyahatlerinde Nazlı daha küçük olduğundan ve bence zor bebek sayılabilecek bir yapıya sahip olduğundan Hakan'sız birkaç gün de olsa kalmaya cesaret edemiyor, hemen annemi çağırıyordum. (Durumu şöyle özetleyeyim: Nazlı beni gün içerisinde o kadar hırpalıyordu ki saat 17:30 itibari ile gözüm kapıda Hakan'ı beklemeye başlıyor, Hakan daha kapıdan içeri girer girmez Nazlı'yı onun kucağına resmen atıyor, Hakan bir saniye geç kalsa panik oluyor ve Hakan geldiğinde burnumdan soluyor oluyordum). Zaman zaman böyle günler hala yaşasak da artık Nazlı daha sakin, ben daha profesyonel bir anneyim. Dolayısı ile de kızımla ikimiz kalabiliriz gibi geldi bana... Ama annem "hayır asla olmaz, deprem falan olur Allah korusun ben geliyorum" diyerek geldi.


Ve ben çocukluk ve genç kızlık günlerime geri döndüm. Yani ben kendimi pimpirikli bir anne sanırdım ama annemin kıyasla ne kadar rahat bir anne olduğumu anlamış bulunuyorum şu birkaç gün içerisinde. Annem beni ve Nazlı'yı deprem de dahil olmak üzere her türlü doğal afetten, hastalıktan, savaşlardan, kötü insanlardan, hırlıdan hırsızdan korumaya çalışıyor pazar gününden beri. "Nihan Nazlı'ya çorap giydir", "Nihan sen de çorap giy", "Nihan Nazlı'ya hırka giydir", "Nihan Nazlı'nın üstü çok ince, seninki de çok ince, o montu çıkar daha kalın birşey giy", "Nihan onu yap, bunu yapma, yap, yapma...." Allahım ben bu şekilde 25 sene yaşadım. Acaba nasıl yaşadım. Zira pazar gününden beri "yeteeeeeer" diye isyan etmemek için kendimi zor tutuyorum.


"Canım annem rahat ol diyorum", bana kızıyor, "ben rahat bir anneyim" diyorum, öyle anne olunmaz diyor. Aklıma bir kere evden çıkarken bana "aman dikkat et cebin falan deliktir de anahtarın düşer" demesi geliyor. Bu kadar her ihtimal düşünülür mü, benim annem düşünüyor, benim de düşünmemi bekliyor, "çocuk ayakları çıplak dolaşıyor diye böbreklerini üşütmez" dedim diye, bana "yazıklar olsun sana hiç mi birşey öğretemedim" der gibi bir ifadeyle bakıyor.


Ben de pes ediyorum, giydiriyorum çıplak ayakla dolaşmak istediği için çığlık çığlığa bağıran kızımın ayağına en kalınından bir çorap, giydiriyorum nefret ettiğini bile bile en kalın hırkasını, ben de en kalın montumu giyiyorum evden çıkarken. Annem yine de buluyor "yap, yapma" diyecek birşeyler ama ne yapalım.

5 yorum:

Aslı Cin dedi ki...

Merhaba,

Ben de tam bu konudan muzdarip bir yazı yazmıştım, seni çok iyi anlıyorum :)

asliberry dedi ki...

Merhaba, HURRIED CHILD SENDROMU isimli postunuz çok ilgimi çekti, izin verirseniz blogumda bu yazınıza link verebilir miyim?
İlgili yazıya da not bıraktım ama belki görmezsiniz diye son yazınıza da aynı notu ekleyeyim dedim.

Sevgiler

Adsız dedi ki...

Allah kolaylik versin))

denizanasi dedi ki...

:)) tüm anneler aynı. biz de mi boyle olacagız. annem de kociş seyahatte oldugu zaman gelir kalır ve bana direktifler yagdırır. o zaman kendimi oglumun annesi degil de ablası gibi hissederim:)

Nihan dedi ki...

Aslı teşekkür ederim anlayışın için..
Denizanası sorma ya benim annem üstelik bir de gerçekten hiçbir şeye karışmayan bir annedir (ya da anneydi). Tüm bunların üstüne bir de Nazlı bağırsaklarını bozmasın mı. Tabii başladı "eee yalın ayak gezdirirsen çocuğu olacak budur" diye söylenmeye. Neyse, ama annesiz de olmuyor işte, en zor anımda da hep yanımdadır canım. O yüzden bunlara da elimden geldiğince ses çıkarmamaya çalışıyorum.