sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23.2.09

Oscarlar

Çok kötü bir gece geçirdim.

Sinemadan dönerken, yağan kara rağmen, çok kaşındırdı diye kazağımı çıkarmanın, oh ne güzel buz gibi diye karın altında kısa kollu elbise ile yürümenin bedeli olacaktı elbet...

Ağrıyan bir kulak (sadece bir tanesi), yüksek ateş, inanılmaz bir halsizlik vs.

Ama iyi yanı,

İyi olsam muhtemelen uyuyup kalacağım için Oscar ödül törenini kaçıracakken,

Yarı baygın bir halde de olsam, kulağımın ağrısından tam olarak uyuyamayınca, töreni seyretme şansım oldu.

Ve ben ödül töreni boyunca ağladım.

Heath Ledger'ın ödülünü ailesi alırken,

Shirley MacLaine, Anne Heathaway'in gözlerinin içine bakarak konuşurken,

Kate Winslet ödül konuşmasını yaparken,

Sürekli ağladım durdum.

Ve ben de bu konuda fikir beyan etmesem olmaz.

Ben en çok Anne Heathaway'in kıyafetini beğendim. Bir de Penelope Cruz'unkini. Bence en kötüler, SJP, Beyonce (o neydi öyle döşeme gibi) ve de Angelina Jolie idi, ki kendisinin günlük hayattaki stilini çok beğenmekle beraber, kırmızı halı için seçimlerini çok sıradan buluyorum.

Ve bir de en iyi Oscar töreni sunucusu Oscar'ı olsa, benim seçimim kesinlikle Hugh Jackman olurdu. O nasıl bir performanstı öyle...

22.2.09

The Re.ader

Şu an Cnbc-e'de Oscar adatyı filmleri tanıtan bir program var.

Ve ben az önce fark ettim ki, The Re.ader, benim Almanca orjinalini okuduğum Der Vor.leser isimli kitabın adaptasyonu.

Kitaptan çok çok ama çok etkilenmiştim.

Filmi muhakkak seyretmem lazım.

Bu akşam seyrettiğim Recep İ.vedik 2'den sonra altüst olan sinema sensörlerim tekrar normale dönsün de bir (çok güldüm o ayrı)...

23.7.08

Seyrettim, beğendim

Adile Abla işi bırakınca yerine apartmanın kapıcısının karısı Elif gelemeye başladı.

Evde yabancı insan istememe halim yüzünden 15 günde bir gelmesine ancak razı oldum.

Tabii bu benim işimi katlıyor.


Hele şu aralar, her saniye kıymetli benim için.


Ben de mesala ütüye sadece bir gün ayırmaya karar verdim. Sadece bir günümü ütüye feda edeyim dedim.

Ama tabii istiyorum ki tamamı ile de ölmesin vaktim ev işi ile...


O yüzden kendime çeşit çeşit DVD'ler aldım ütü yaparken seyretmek için.


İlki bana geçen sene hasıl olan İran sineması merakının bir neticesi: Majid Majidi'nin Baran filmi.


Ben çok beğendim, çok saf bir aşkın hikayesi, çok etkilendim. Tavsiye ederim.

15.5.08

Bir Persepolis yazısı da benden...

Evet seyrettim.

Hayır dün gece Cnbc-e'de değil.

Film başladıktan 15 dakika sonra uyuyakalınca, bana birkaç hafta önce sonunda uyakaldığım Closer'ın nasıl bittiğini üşenmeyip tüm detayları ile anlatan sevgili Yasemin'e de "ne oluyor Yasemin filmin geri kalanında" diye sormaya bu sefer yüzüm olmayınca, bugün gidip DVD'sini aldım filmin.


Nazlış öğlen uykusunu uyurken seyrettim.
Film bu coğrafyadan gelen herkesi pek çok açıdan etkileyecek bir film, şüphe yok, ama beni en çok Marjane'nın bölünmüşlüğü etkiledi.

Avusturya'ya gittikten sonra yaşadığı ikilem, o muyum, bu muyum bocalaması.

Kendisi olmaya çalışırken arkasından sürükleyip getirdiği koskoca bir ülkenin Avusturya'ya ayak uydurmaya çalışırken onun elini kolunu bağlaması.

Sonra şu an okuduğum Şerif Mardin'in Bediüzzaman Said Nursi Olayı kitabından araştırmamla alakalı birşeyler çıkarmaya çalışırken altını, araştırmamla hiç alakası olmamasına rağmen, çizdiğim şu satırları hatırlamadan geçemedim:
"Hayatımızı şekillendiren kültürel çerçeveler kümesi içerisinde yeriz, içeriz, severiz, öldürürüz, düşünürüz".
İşte o yüzden de bazen ne oraya ne buraya ait olabiliriz.

Sonra aklıma Sudan'lı yazar Tayyip Salih'in geçen yaz büyülenerek okuduğum Season of Migration to the North* isimli masal gibi kitabı geldi. Biz doğuluların bu kültürel bölünmüşlükle yaşamaya nasıl da mahkum olduğunu anlattığı kitabı.


Bilmem öyle mi gerçekten, yani bölünmüşlük kaderimiz mi, ama ben hem Persepolis'te hem de Tayyip Salih'in kitabından bizden çok çok fazla şey buldum.

*Kitabın orijinali Arapça, ben İngilizce çevirisinden okudum ve sanırım kitap Türkçe'ye çevrilmemiş. Ya da ben bulamadım. Ama her halukarda kitabın ismini mecburen İngilizce bıraktım.