3.10.07

187. sayfa ve son günlerde olanlar

İtiraf ediyorum, mutluluğun resmi oyununa hakettiği önemi ver(e)medim. Oysa ben bu oyunları seviyorum, mutluluğun resmi oyununu ise başından beri takip ediyorum ve K.i.s.d beni sobeleyince çok da sevinmiştim. Daha oyuna diğer katılanların yazılarını okurken düşünmeye başlamıştım bence mutluluğun resmi nasıl acaba diye.

Ama gelin görün ki, insan oğulunun ruh hali İstanbul'un havası gibi, tam güneş çıkıyor derken, bir anda yağmur yağmaya başlayabiliyor. Ben de yazımı yazmak üzere bilgisayar başına oturduğumda, içinde bulunduğum şu ruh hali beni çoktan terk etmiş, ben de hava çoktan kararmış ve puslanmıştı.


Çünkü, tekrar tekrar hatırlamamak için bloguma yazmadığım, Nazlı kuzumu 41 derece ateşle tam 3 gün, kendini bilmez bir şekilde yatağa bağlayan o korkunç hastalığın izleri daha tam silinmeden kızım yeniden nezle olmuştu. Korkunç hastalık da basit bir nezle ile başladığından benim içim içimi yemekteydi.


Üstüne üstlük doktoramı yaptığım okulun yetkilileri, benim İstanbul'da doktoramı da yapayım, kızıma da bakayım, o da olayım, şu da olayım derken, fazla zevk-ü sefa içerisinde olduğumu düşünmüş olacaklar ki, "öyle uzaktan doktora olmaz, olacaksa da bedel ödemelisin" demişler, beni bilmem kaç dönemin parasını toptan ödemeye, yok onu kabul etmezsem, doktora adaylığımı iptal edip, herşeye yeniden başlamaya mahkum etmişlerdi. Oradayken burslu olduğumdan, doktoraya bu saatten sonra para ödemek ağır gelmiş (manen ve madden) ve adaylığımın iptali kabul etmiş, onların bana "gel buraya kayıt ol" dedikleri bilmem ne programına başvurmak için, 1000 kelimelik başvuru mektubu yazmakla meşguldum. "Bu doktora ne zaman biter, bu iş daha ne kadar böyle gider, Austin'e ne zaman gitmem gerekir (gerçi bana kalsa hemen yarın giderim), Nazlış'la orada nasıl, ne kadar kalırım (bence mümkün olduğunca uzun kalabilirim), peki ya Hakan" gibi soruların eşliğinde.


Yani diyeceğim odur ki, zihnim tüm bunlarla meşgulken mutluluğun resmi oyununa katıldım katılmasına da ne yazım istediğim gibi oldu, ne de seçtiğim resimler...

Ama Yıldıznaf beni 187. sayfa oyunu için sobeleyince dedim ki, karamsarlıktan sıyrılmak için al işte fırsat, kitaplar çünkü söz konusu olan...


Kitap okumayı hep sevdim. İlkokul 1.sınıfta bitmez tükenmez bir hastalığa yakalanıp da 1.5 ay evde yatmam gerekince, belki de öğretmenimin ben de bir ışık görmesi sebebi ile, bana Gümüş Patenler isimli romanı hediye etmesi ile başladı, kitap daha doğrusu okuma, daha doğrusu edebiyat aşkım. Gümüş Patenleri çok anlayamamıştım ama sonra gerisi bir şekilde geldi. İlkokulda elime ne geçerse okudum. Ama şimdi keşke birileri beni yönlendirseydi de daha bilinçli seçseydim okuduklarımı diyorum. Ortaokul ve lise ise, Türkçe kitaplardan uzak (ne acı) ve Almanca kitaplara gömülü geçti. Keşke Türkçe'yi bu kadar ikinci plana atmasaydım ama bu sayede belki de aksi takdirde hiç sahip olamayacağım bir Avusturya-İsviçre-az biraz da Alman edebiyatı sevgisi geliştirdim. Üniversite ise siyaset bilimi kitaplarını o zamanlar çok da hakim olmadığım bir dilde okumaya çalışmakla geçti.



Çok şanslıyım ki, uzun aramalar neticesinde sahip olduğum işim bol bol okumayı ve de yazmayı gerektiriyor. Dolayısı ile elimin altında her zaman bir kitap bulunuyor. Ama bu kitaplar genelde "insanlar neden savaşır, terör nedir, İsrail-Filistin sorunu" konulu kitaplar olduğundan onları bu oyun dışında tutayım dedim. Gerçi blog'da "Anne Şu An Ne Okuyor" linkinde resmi görülen, David Grossman'nın "Korku ile Nefret Arasında" isimli kitabı bence çok çarpıcı. İsrail-Filistin sorununu içeriden ama objektif ve de olanca yalınlığıyla anlatan, çok etkileyici bir kitap. Ben son günlerin telaşından hala bitiremedim ama konuyla ilgilenenlere tavsiye ederim. Kitap 160 sayfa olduğundan onu otomatik olarak oyun dışı tutuyorum.


Kitapları planlayarak okuduğumdan, ve bir sonraki kitabı daha okumaya başlamadan kütüphaneden indirdiğimden yakımında bir kitap daha var. Selected Works of Virginia Woolf. Virginia Woolf'un hikayelerinden seçmeler. Ben (utanarak yazıyorum) hayatımda hiç Virginia Woolf okumadım. O yüzden sabırsızlıkla bekliyorum kitaba başlamayı. Biliyorum oyun en yakınınızdaki Türkçe bir kitabın 187. sayfasının ilk cümlesi diyor ama ben kısa da olsa tercümanlık tecrübeme dayanarak cümleyi çevirme cüretini göstereceğim. Bir hatam olursa, şimdiden affola... (cümleyi okuyunca fark ettim ki, çok da hataya müsait bir cümle değil neyse ki...)


Bu arada hikaye Mrs Dolloway


"When he felt like that he went to the Music Hall said Dr Holmes. He took a day off with his wife and played golf. Why not try two tabloids of bromide dissolved in a glass of water at bedtime?"



"Kendini böyle hissettiği zamanlarda Müzik Salonu'na giderdi dedi Dr. Holmes. Karısıyla birlikte bir gün izin alır ve golf oynardı. İnsan neden gece yatmadan önce şu suda çözülen brömürlerden iki tablet denemez ki?"


Denizanası senin elinin altında şu an hangi kitap var. 187. sayfasının ilk cümlesi ne? Peki ya senin Papatya?

4 yorum:

denizanasi dedi ki...

ah kitaplarım ah :)) aslında o kadar çok var ki. bir de okumaya fırsat bulabilsem..

pınar dedi ki...

çok geçmiş olsun nihan.tekrarlamaz bir daha inşallah.doktora için de kolay gelsin. anne olmak, eş olmak, ev hanımı olmak ve bir yandan da doktora yapmak. herşey yoluna girer umarım kısa zamanda.
gümüş patenler küçükken okuyup da en sevdiğim kitaplardan biri.bir araadaşım doğum günümde hediye etmişti. herkes kitap kurdu olduğumu bildiğinden doğum günlerimde hep kitap hediye gelirdi zaten:) o kitabı şimdi olsa yine okurum:)

YILDIZNAF dedi ki...

Merhaba Nihan,
Nefis bir tanitim olmus. Yine canim kitap istedi. Iki kitap da ilgimi cekti, insan uluslararasi iliskilere bulasinca tozu bir yerlerde kaliyor. Umarim doktora isinde sorunlar en kisa zamanda cozulur. Buralardan gecersen bekleriz. Asli'yi ve seni gormek cok hosumuza gider. Sevgilerle...

Nihan dedi ki...

Denizanasi,
Insan zaman zaman ipin ucunu kacirabiliyor, simdi sen calismaya baslayinca tabii iyice zor oluyordur kitaplara zaman ayirmak.
Pinar,
Cok tesekkur ederim. Hepimiz ayni sekilde kac parcaya bolunuyoruz degil mi. Kadin olmanin geregi bu galiba. Gumus Patenler'i sonradan ben de tekrar okudum ve cok sevdim.
Yildiznaf,
Evet gercekten de ben bir suru baska seye bulastigim halde uluslararasi iliskiler, siyaset gelip beni yine buldu. Ama ben memnunum artik halimden. Doktora isindeki sorunlari bir muddet dusunmeme karari aldim, uykularim kaciyor valla. Amerika'ya gelince gorusuruz belki de gercekten, ne de guzel olur.