5.10.07

Hemşerim memleket nere?


Bu soru benim hayatta cevaplarken en çok zorlandığım sorudur. Bir insanın memleketiyle neyin kastedildiğini bir türlü anlayamadığımdan dolayı. İnsanın doğduğu şehir midir memleketi? Yoksa nüfusa kayıtlı olduğu yer mi? Ya da hayatının büyük bir kısmını geçirdiği yer mi?


İnsanın nüfusa kayıtlı olduğu, doğduğu, yaşadığı yer aynı ise sorun yok da; ben de bu üçü de farklı olduğundan, ondan da önemlisi her üçünün de benim için ayrı ayrı önemi olduğundan ben kendimi hem doğduğum yerli, hem nüfusa kayıtlı olduğum yerli hem de yaşadığım yerli sayarım.

Hakan "ben de senin nereli olduğunu bir türlü anlayamadım" der.


Ben de ona "ben her yerliyim" derim.

Doğduğum, ama hayatımın sadece ilk 1.5 senesini geçirdiğim Ankara memleketimdir benim. Her sene babaanne-dede-amcalar ziyareti sebebiyle Ankara'ya gide gele, sevmişimdir Ankara'yı. Düzenini severim. Buz gibi kışını severim. Papazın Bağı'nı, Kuğulu Park'ı, tren istasyonunu severim. Düzenli aralıklara görmem lazımdır benim Ankara'yı. Yoksa dengem bozulur. (Bilmem siz hayatınızda hiç dengesi bozulmuş bir Terazi burcu insanı gördünüz mü? Çok sevimli bir görüntü değildir.)

Sonra dedemin daha 15 yaşındayken terk-i diyar eylediği, benim hayatımda hepi topu bir kere gördüğüm, hafızamda çok silik hatıralardan ibaret Isparta da memleketimdir benim. Evlenene kadar nüfusum orada kayıtlıydı da ondan diye değil üstelik. Anlaşılmaz şivesini anlayabildiğim, tahinli pidesini, katmerini yemeden duramadığım, gül deyince aklıma güzel kokan bir çiçekten çok daha fazlası geldiği için.


Annemin doğup büyüdüğü Eskişehir ise hepsinden çok memleketimdir. Çocukluğumun en güzel anılarını Yediler Parkı'nda, Porsuk kenarında, Köprübaşı'nda elim canım dedemin elinde yaşadığım için.

Ama dün şunu fark ettim. Galiba önemli olan insanın memleketinin neresi olduğu, insanın nereden geldiği değil. Önemli olan, insanın kendisini nerede evinde hissettiği. Gerçek memleket insan kendini nereye ait hissediyorsa orası.

Benim kendimi ait hissettğim yerler de birden fazla olduğundan, ben yine "nerelisin" sorusuna "şuralıyım" diye cevap verip çıkamayacağım sanırım işin içinden.


Önemli de değil zaten, önemli olan, dün ben evimdeydim, daha doğrusu evlerimden birinde... Çok mutlu oldum. Sanki araya hiç 13 sene girmemiş gibi, sanki ben hala her sabah o yollarda yürüyormuşum gibiydi.

En önemli fark, yanımda kızım vardı. "Bak" dedim ona "anne hiç bitmeyecek gibi gelen koskoca bir 8 sene boyunca burada yaşadı. Burada okula gitti, burada güldü, bu bakkaldan her okul çıkışı Metro aldı. Buradan kurtulmak için günleri saydı. Baba ile buralarda dolaştı".

Bilmem Nazlı benim mutluluğum nedenini ne kadar anladı. Ama annenin evine yapılmış bu gezi sanırım ona da iyi geldi.




3 yorum:

k.i.s.d. dedi ki...

Biliyor musun aynı durum benim için de söz konusu. Annem ve babam ikisi de aynı kentte doğup büyümüşler ama biz orada hiç yaşamadık. Ben İstanbulda doğdum, bir çok kent gezdim. Gezdiğim kentlerden en çok İstanbul'u sonra İzmir'i sevdim. Hani nerelisin diye sorsalar "İzmirli ve İstanbulluyum" demek istiyorum çünkü beni bu şehirler büyüttü ve doyurdu. Velhasıl aidiyetim yok, ilginç bir ruh hali bu. Eşim çok dalga geçer.

Nihan dedi ki...

K.i.s.d
Ben de aidiyet duygumun cok mikro duzeyde oldugunu fark ettim. Yani bir suru seye ve yere ait hissediyorum kendimi. Hakan da o yuzden, sen nerelisin ben anlayamadim bir turlu der bana zaten. Ama boylesi daha guzel galiba.

tolunay dedi ki...

Bugün keşfettim bloğunuzu, sevdim hoş anlatımınızı tam da bu yazıya gelmişken bir baktım ki ortak noktalar birden fazla, hemen selam vermeliyim, dedim...
Babam Ispartalı ve evlenene kadar nüfus cüzdanımda ismini taşıdığım ama bugüne kadar hiç de gidip görmediğim babaşehrim :)))
Annemse Eskişehirli ve çocukluğumun çok güzel zamanlarını geçirdiğim bir sürü bir sürü güzel anı biriktirdiğim anaşehrim... hala çok seviyorum, Yediler'i, Adalar'ı, Köprübaşı'na çıkıp Porsuğun kokusunu, soğuğunu hissettiğimde burada yaşayabilirim... diyorum :)))
3.şehrim ise Ankara'm 32 senelik ömrümün tamamını geçirdiğim, 3 günlük tatilde bile özlediğim, otobüsle Ankaraya girdiğim sıralarda mutlaka ama mutlaka uyanık olup işte benim şehrim dediğim yer... bir çok insan Ankarayı sevenin neden sevdiğini anlayamaz, denizi yoktur... belki ünlü, güzel kızları da... ama Ankaranın insanın içine doldurduğu sukunet ve huzur duygusunu ancak yaşayan anlar...
Nereliyim sorusuna şimdilerde nüfus cüzdanımda yazanın Erzurum olmasına rağmen Ankaralıyım derim. Ankaramı çok seviyorum...
Bu yorumu neden yazdığımı da bilmiyorum aslında, eski bir posta yazılmış bir yorumun size ne şekilde ulaşacağını bilmeyecek kadar da blog dünyasına uzağım...
Sanırım Isparta, Eskişehir ve Ankara üçlemesi bu satırları yazdırdı bana :)))
Şekerpare kızınız, eşiniz ve sevdiklerinizle sağlıklı, mutlu, uzun bir ömür dilerim...
Sevgiler