18.4.08

İçelim, güzelleşelim...

Nazlı daha iyi çok şükür ama hala çok halsiz ve de çok huysuz. Herşeye cevabı hayır, insanın sabrının sınırlarını en sonuna kadar zorluyor. Geçmiş olsun diyen herkese çok teşekkür ederim.

Fark ettim, vaktimin çoğunu evde geçirmek zorunda kalınca inanılmaz bir verim düşüklüğü yaşıyorum. Öyle mayışıp kalıyorum. Oysa vaktimin kısıtlı olduğu zamanlarda çok daha fazla şey yapabiliyorum.

Yapılacak işler beni bekleyedursun, ben kendimi blog okumaya verdim.

Bir de gündüz kuşağı kadın programlarına.

Nazlış uyurken uykusuzluktan şeşi beş görmeye başlayan gözlerim boş boş baksın, ben de gündüz uyuyamayan bir insan olarak belki sızar kalırım nedeniyle takılıp kaldığım ama beni dehşetten dehşete düşürerek uykumu iyice açan kadın programlarına.

İlginçtir her iki mecrada da aynı şey ilgimi çekti.

Allahım nedir bu zayıflama/sağlıklı beslenme/güzelleşme/genç kalma çılgınlığı?

Bunu sen mi diyorsun, günlerdir sağlıklı besleniyorum diye ilan ediyorsun herkese demeyin.

Ben işi henüz buğday çimlendirip sabahları suyunu içmeye, kahvaltıda brokoli yemeye (kafama silah dayamaları lazım ki o zaman bile tereddüt ederim), her yediğimin kalorisini saymaya vardırmadım.

Şu site mesala, ünlülerin ne kadar zayıf olduklarını takip ediyor.

Yazar, bana mı öyle geliyor yoksa bilmem kim geçen haftadan beri bir kaç gram almış mı, diyebilecek kadar kafayı bozmuş.

Üşenmedim yorumlara baktım, insanlar benim yemek yedikten sonra çıkan midem kadar karnı olanlara kilolu muamelesi yapıp, üst bacakları Nazlışınkilerle aynı kalınlıkta olan Victoria Beckham şahsiyetine hayranlık besliyorlar.

Geçen gün Derya Baykal'ın programında bir demet maydanozu güya organik diye bir kilo et fiyatına satan, belli ki bu işten çok da kar edip bir de restoran zinciri açan bir şirketin yetkilisi, Himalayalardan gelen doğal kaya tuzu kullanın diyordu.

Şunları şunları yerseniz asit olursunuz, bunları bunları yerseniz alkali diyordu.

Ekrandan içeri girip kadını tokatlamak istedim, dalga mı geçiyorsun, bu millet ne bulursa onu yiyor, hangi himalayalar hangi tuz, diye.

Hangi kanalı açsam bir zayıflama çayı tarifi.

Ender Saraç bir o kanalda bir bu kanalda.

Lahana ödem attırırmış, hergün her renkten farklı sebze, meyve tüketmek lazımmış.

Yani her akşam ne pişirsem diye düşünmek yetmedi, bir de ne renk pişirsem diye düşüneceğiz, öyle mi?

Somon kanseri önlermiş, ananas selülüite iyi gelirmiş, bunu da diyen Sibel Can, kelin ilacı olsa hesabı...

Tabii bunlar birşey değil, bir de yüzümüze ne sürelim, ne sıkalım, ne enjekte edelim ki yaşlanmayalım çılgınlığı var. Aslı da yazmış ya bu konu da geçen gün geçen gün.

Botoksu falan geçtim.

Millet kocakarı ilaçları ile kafayı bozmuş.

Aktarlara nur yağıyordur eminim.

Şunun yağı kırışığa, bunun yağı sivilceye diye satışlarını katlamışlardır.

Katlasınlar, aktarlarla alıp veremediğim yok, Allah daha da çok versin.

Bakalım nereye kadar devam edecek bu çılgınlık?

6 yorum:

böğürtlengözün annesi dedi ki...

Anaaa, lahana ödemmi artırırmış, bende bir haftadır lahana diyetindeydim, bak şimdi ;)
Ben seyredemiyorum ama annem sürekli beni haberdar ediyor şunu yap bunu yap diye, sünnet düğünü varya 2 ay sonra , malum bende ne kilo verirsem kardır diyerek alıyorum reçeteleri :)
Canımcım, Nazlışın daha iyi olmasına sevindim. Ananem der hep, çingene dermişki ; çocuğumun hasta olduğuna yanmam, huyunun değiştiğine yanarım diye :) Hakkaten her hastalık sonunda ayrı bir icat çıkarıyorlar kafalarından. Sende şimdi Nazlı kadar yorgunsundur, hatta daha fazla. Yürek üzgüntüsü daha çok yoruyor insanı. Şu havalar kısa zamanda düzelir işallahda kuzucuklar kendilerine gelir.
Öpüyorum seni ve Nazlışı...

pınar dedi ki...

nazlışın iyileşmesine sevindim, sana bol bol sabır diliyorum nihan. o hayırların sonu hiç gelmiyor demi:P sabır sınamak için yapıyorlar sanki.
o programları okuldan eve geldiğimde annem seyrederken görüyorum. gelir gelmez de değiştiriyorum. çok itici geliyor bana böyle şeyler. napmaya çalışıyorlar bilmiyorum. canları sıkılıyor da arayış içinde olabilirler mi acaba?

denizanasi dedi ki...

:))) ben o programların yerine hep alman kanalları izliyorum o yüzden. valla bana da daral geldi. ha bir de şu evlilik programları başlamış heryerde. şimdi de bunun cılkını çıkarırlar..

bu arada allah sabır versin o "hayır"lar için..

Defne dedi ki...

Benim de evde koşu bandının gelişini beklediğim bir gün vardı ki şu bahsettiğin programların gerçekten varlığına şahit olmuştum beklerken. Hakikaten çıldırmış insanlar. Tamam benim mesela olmaması gereken fazla kilolarım var ama iş asıl "kendini" sevebilmekte. Düşünsene bu tarzda yaşayan insanlar, saplantıları yüzünden hiçbir hallerinden hoşnut olmuyorlardır. Kendimi ve aklımı seveyim, mutluyum ben. Pek güzel yazmışsın, siteye de gözattım, çılgınlık değil düpedüz dengesizlik ya bunlarınki.

Defne dedi ki...

Bu arada Nazlı daha iyiymiş ya pek sevindim :). Öpücükler ikinize de.

Nihan dedi ki...

Böğürtlengözün annesi, bekliyorum reçetelerin neticelerini. İyi dileklerin için de çok teşekkürler. Haftasonundan beri kendimi öyle bir sokaklara attım ki, valla iyi geldi. Bu arada anneannenin söylediğini annem de söyler sık sık.

Pınar,
Çok moda artık sağlıklı olmak, sağlıklı beslenmek. İnsanlar ne yaptığını şaşırmış. dün de ünlü bir tiyatro sanatçısı şekerpareyi kepek unundan ve esmer şekerle yapsak daha iyi olmaz mı diyordu. Adı üzerinde şekerpare bu, sağlıksız buluyorsan hiç yeme.

Deniz,
Biz de kablo olduğu için sadece RTK çıkıyor. Orada da sabahları bir saate kadar iyi ama sonra Oliver Geissen mi Heissen mi onun Serap Ezgüden hallice tlak show u, yok Jugendgericht, yok Familiengericht çok parlak değil yani... Hayırlar biraz daha düzeldi bu arada.

Defne,
Ben bu gidişata ilk Amerika'da şahit olmuş, ne yalan söyleyeyim biraz etkisinde de kalmıştım. Ama herkesin farklı bir görünüşü olduğunu, bununla mutlu olmak gerektiğini fark edince kendime geldim. Tabii ki kimse obez olmasın ya da Amy Winehouse gibi yaşamasın ama az önce Pınar'a da dedim ya bırakın şekerpareyi de adam gibi yiyelim. Nazlış için dileklerine de çok teşekkürler.