Nazlış'tan haberler
-Kardeş istiyoruz. Ama öyle böyle değil. Sabah kalkıyoruz, kardeş diyoruz, akşam yatıyoruz "keşke bu evde daha çok cocuk olsaydı anne" gibi yürek parçalayıcı cümleler kuruyoruz. Kardeşimizin ismi de belli; Zeynep. Erkek kardeşimiz olma ihtimalini pek düşünmek istemiyoruz. Baktı ki, anne ve babadan hayır yok, oyuncak Pembe Panter'ini kardeşliğe atadı. Kucağında sürekli onunla geziyor. "Kardeşim acıktın mı" diye soruyor sonra da sesini inceltip "evet ablacım" diye Panter'i konuşturuyor. Geçen gün de dedesine "dede ben hamileyim, karnımda bebek var, yani kardeşim" demiş, adamcağız küçük dilini yutuyormuş az kalsın. İkinci bebeğine hamile olan Aslı Teyzemizin ve ilk bebişini çok yakında dünyaya getirecek olan Özlem Teyzemizin etkisi altında kaldık sanırım.
-Yaşından büyük şeyler söylemeye başladı. Ama tam olarak anlamlarını bilmediği için komik komik cümleler kuruyor. Mesala "anne bana soluk soluğa su verir misin" ya da "arkadaşlarım gururla çevrelerine bakındılar" gibi.
-Hani birkaç hafta önce babamız iş seyahatine gidince biz de anneanneye kalmaya gitmiştik ya, işte o zaman Fenerbahçe Pakı'na gittik, salıncaklardan, kaydıraklardan sıkılınca da martılara simit atmak için deniz kıyısına indik. Havada uçan martılara simit atabilmek için kendimizi paraladık, baktık isabet ettiremiyoruz, "o zaman ben de denizde yüzen ördeklere atarım" dedi. Mümkün değil, onların ördek değil, denize konmuş martılar olduğuna kendisini inandıramadık, peki kızım ördek onlar diye teslim olduk.
-Durup durup bana sarılıp "seni çok seviyorum anne" diyor. İnsanın içi eriyor hali ile.
-Uyku meselesini de Taran Baba'ya ihtiyaç kalmadan çözdük gibi. Bu çocuklar bir anlık boşluğunuzdan istifade edip, sizi suistimal etmesini çok iyi biliyorlar. Mühim olan yelkenleri suya indirmeden istikrarlı bir şekilde seçtiğiniz stratejiye bağlı kalmak. Yok savaş stratejisi değil, çocuk yetiştirmekten bahsediyorum.
-Tabii bir de gelin kız olma hayallerimiz var. Geçen sene bir arkadaşımın düğünü için aldığım ama Nazlış hastalanıp da düğüne gelemeyince hiç giyemediği bir elbisesi var. Onu giyip, ben gelin kız oldum anne ama bana bir de damat lazım diyor. Baba olsun damat deyince de, olmaz o çok büyük, bana küçük bir damat lazım diyor. Aklında bir damat adayı da var, arkadaşlarından biri, zaten şu aralar tüm hayallerimiz bu arkadaşla alakalı. Hakan kim öğretiyor bu çocuğa bu saçmalıkları diye kızıyor. Vallahi ben öğretmiyorum, iç güdüsel canım. Bana kalsa ben ona bu gelin olma hadisesinin sadece bir gecelik heves olduğunu, asıl evililiğin düğün sonrası başladığını, o çok özendiğin gelinliği sadece bir gece, o da bir kaç saat giyip çıkardıktan sonra hanyayı Konya'yı göreceğini öğretirim. Ama yok daha 3.5 yaşında çocuğun hayalleri ile oynanamak lazım.
Nazlış'tan haberler işte böyle. Bu arada anneannem çok daha iyi. İyi dileklerini ileten herkese çok teşekkürler. Şu an İstanbul'da annemin yanında. Cumartesi günü gittik görmeye, Nazlışla yıldızları pek barışmadı gibi. Aklıma ben 8 yaşında iken ölen babamın babaannesi Hayruş babaanne, beni her gördüğünde mıncıklaması ve sulu sulu öpmesi yüzünden ondan kaçışım geldi. Nazlı anneannemden kaçmıyor ama çok da sokulmuyor.
Ve son olarak Anneler Günü'm çok güzel geçti. Buradan bir kez daha tüm annelerin ve anne adaylarının Anneler Günü'nü kutluyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder