Blog yazmanın dayanılmaz hafifliği
Hepimiz bu konuda yazdık.
Kendi düşüncelerimizi, kendi deneyimlerimizi yazdığımız, bizim olan bloglarımıza erişim hakkımız, bizimle hiç de alakası olmayan bir sebepten dolayı, engellendi diye, hepimiz tepki gösterdik.
Ben de bir kınama yazısı yazayım dedim.
Ama sonra hissettiğim duygunun kızgınlıktan çok üzüntü olduğunu fark ettim.
Hayır bana ait sitemde yazı yazmama, sevdiğim blogları (güya) okumama benim iradem ve bilgim dışında engel olunduğu için değil.
Bu devirde böyle birşeyin mümkün olamayacağını anlamayan, sorunlara etkili çözümler üretemeyen (neticede korsan yayın suç ama çözümü bloggerı kapatmak mı), akıp giden zamana bir türlü ayak uyduramayan bir hukuk sistemine, bir siyasi düzene, bir bürokrasiye biz vatandaşlar olarak mahkum olduğumuz için...
Bu döngü bir türlü kırılamıyor, tam hah şimdi mi acaba mı derken, yine yine olmuyor, gelen değiştirmek bir yana mevcut sistemin bir parçası olup aman onun işleyişi bozulmasın diye sistemin üzerine titrer oluyor bir zaman sonra...
Üzülüyorum çok, doğru olduğuna inandığım bence mümkün ve kabuledilebilir her yoldan savaşıyorum ama yine de ümidimi kaybetmedim.
Elimdeki silah, ona olan inancım çok güçlü...
Bir hareketimle sistemi değiştiremeyenleri değiştirebileceğimi biliyorum çünkü...
Ve kim ne yaparsa yapsın, neyi yasaklarsa yasaklasın şimdi bu satırları yazdığım gibi her düşündüğümü yazabileceğimi ve okumak isteyenin benim yazdıklarımı okuyabileceğini de biliyorum.
Hep böyle olmadı mı zaten?
Olacakla öleceğe engel olunamıyor neticede öyle değil mi?
------------------------------------------

Ben blogu yazmaya neden başlamıştım aslında hiç hatırlamıyorum.
Arkadaşım Özlem'in blogunu görünce, neden olmasın demiştim.
Yazı yazmak benim için hep çok önemli olmuştu.
Hep savaşlar, siyaset, terör hakkında yazmak sanırım beni yormuştu.
Ve işte günlük hayatım hakkında yazma fırsatıydı bu blog.
Ve tabii ki hayatımın merkez noktaları kızım ve kocam hakkında.
Birileri beni okusun kaygım sanırım pek yoktu.
Ama sonra başkalarının yazdıklarımı okudukça tepki verdikçe fark ettim ki koskocaman bir dünyaya adım atmışım ben.
Benim yazdıklarımla ilgilenen, tepki veren, sorularıma cevap arayan, derdime ortak olan bir sürü insan var bu dünyada.
Bazen neden yazıyorum ki artık yazmayayım desem de sırf bu insanların varlığı yüzünden blog yazmak benim için vazgeçilmez oldu.
Listemdeki her blogun benim için o veya bu sebepten dolayı bir anlamı ve önemi var.
İşte, Tabiat Ana'dan gelen bu ödül bu yüzden çok çok önemli benim için.
Ben de okuduğum ve beni okuyan herkese veriyorum bu ödülü ama aralarından bazılarını özellikle belirtmek istiyorum.
Yazdığım neredeyse her yazıya, aklıma takılan neredeyse her soruya cevap veren
Defne ve Zeynep'e
Annelik konusunda aynı sıkıntıları yaşadığımız acabalarımızın neredeyse aynı olduğu
Deniz'e
Uzaklarda bana hayatımın bir önceki dönemini tekrar tekrar yaşatan
Yok ki ve Banu'ya
Bana yine hayatımın çok değil 1.5-2 sene önceki halini hatırlatan; sonsuz sabrı ile beni kendine hayran bırakan
Esra'ya
Ve yine benim için çok zor bir dönüm noktasından geçtiğim şu günlerde "ama Nihan bir de şöyle düşün diyerek" benim gibi karamsar bir insanı bile (ki ben cidden karamsarımdır) ümitle gülümsetebilen (oyunun kurallarına muhtemelen aykırı olmasına rağmen)
Tabiat Ana'ya
Benim için önemlerini bu ödül vasıtasıyla dile getireyim istiyorum.
Biliyorum ki blog yazmak herkes için en az benim için olduğu kadar önemli. Hal böyle olunca da kim korkar hain kurttan?
7 yorum:
ben korkmuyorum Nihancım ;)
gülümsemene gerçekten çok sevindim :)
sevgilerimle...
cok naziksin nihan'cim, cok tesekkur ederim... seninde yerin benim icin cok ozel...
Nihancigim,
Çok içten bir yazı olmuş bu, bu yüzden her yazından biraz daha ısıttı içimi, söylenecek çok şey var elbet, iyiki sen ve blogun var hayatımızda!
Tabiat Ana, Banu ve Zeynep
Ucunuze de cok tesekkur ederim...
cok tesekkurler nihan.
yazdiklarimizla bir ozgecmis sunuyoruz baskalarina. o baskalari yuzlerini gormedigimiz halde zaman icerisinde tanidik oluyor. farkli bir algi dunyasi yaratiyor blog. sana ait bu dunyanin bir parcasi olmak sevindirici. belki de hayatimin bir sonraki donemi boyle diyerek merakla okuyorum sayfani :)
sevgiler
çok teşekkürler tekrardan. gerçekten de ben de aynı şeyleri düşünmüştüm sen yazmdan önce.
Yok ki,
Belki de gercekten de oyledir. Cok tesekkurler yorumun icin.
Deniz,
Asil ben cok tesekkur ederim guzel yazin icin. Beni cok duygulandirdin.
Yorum Gönder