8.11.08

Asıl sorun ne

Hayatımda Türkiye dışında 2 tane farklı ülkede yaşadım.

İlki İngiltere, ikincisi ise Amerika idi.

Her ikisinde de ilk dikkatimi çeken şeylerden biri kamu düzeninde engellere yönelik yapılan düzenlemelerdi.

Yani, her iki ülkede de, mesala tekerlekli sandalyeye mahkum olan birisinin rahatlıkla kaldırımlarda gidebilmesi, kaldırımlardan inebilmesi, toplu taşıma araçlarını kullanabilmesi için her türlü imkan sağlanmıştı.

Tabii değil tekerlekli sandalye ile normal bir yaya olarak bile kaldırımlarda yürümenin ayrı bir beceri gerektirdiği bir ülkeden gelen birisi olarak bu durum benim hemen ilgimi çekmişti.

Her iki ülkede de okuduğum ve çalıştığım okullarda görme engelli öğrenciler için ayrı bilgisayarlar bulunması, herhangi bir engeli olan bir öğrenciye hem ders anlatırken hem de sınav yaparken ona en uygun ortamı sağlamak zorunda oluşumuz da cabasıydı.

Ama tüm bunların hepsi bir kenara,

En çok dikkatimi çeken durum,

Kendi ailemde de ileri derecede engelli bir yakınım olduğu için, bu yakınıma kendi öz ailemin nasıl da gocunulması gereken bir yara imiş gibi yaklaştığına gözlerimi bu dünyaya açtığım ilk saniyeden itibaren tanık olarak büyüdüğüm için, bu benim içimde çok büyük bir yara olduğu için...

İngiltere'de de Amerika'da da kimsenin engelinden, engelli yakınından gocunmaması, kimsenin engelini, engellisini saklama ihtiyacı hissetmiyor olması idi...

Ve bu gerçek her iki ülkede de yaşadığım sürece benim içimdeki yarayı ince ince sızlattı.

Sarah Ferguson'un gizlice çektiği görüntüler işte bizim toplumumuzdaki bu anlayışı cümle alemin gözünün önüne serdi.

Bence temel sorun ne o yurtların pisliği (ki o da üzerinde ayrıca durulması gereken başka bir kanayan yara),

Ne görüntülerin (bence de) çok da kabul edilebilir olmayan yollardan elde edilmiş olması,

Ne Türkiye'nin (sözde) AB üyeliğinin tehlikeye girmiş olması,

Ne (her ne hikmetse) bu ülkede kimsenin bir türlü görevini adam gibi yapmıyor olması,

Ne yüce devlet erkanının bu olaya gösterdiği son derece alaturka tepki,

Ne o, ne bu, ne de şu...

Temel sorun işte bu yazıda da aynen dediği gibi, bizim özürlü yakınlarımızdan utanıyor olmamız.

Onları öylesine bir atıkmış gibi bir kenara atmakta bir mahsur görmememiz.

Onları bir şekilde hayatımızdan çıkardıktan sonra dönüp ne haldeler diye sormayacak bir vicdana sahip olmamız.

Ben kendimi bildim bileli bu anlayışla için için savaşarak, kah kabullenip, kah isyan ederek yaşıyorum.

Ne güzel oldu, takke düştü kel göründü, kim neden olduysa, neden yaptıysa, ellerine sağlık.

Ama acı olan, biz hala nelerin derdindeyiz, utanmıyoruz, kendimizden korkmuyoruz, vicdanımız sızlamıyor.

Yazıktır, yazık...

2 yorum:

MeRaiL dedi ki...

Aci ama bir gercegimiz, malesef ki dediklerinizde cok haklisiniz..
Genelde gelismis ulkelerde bu tarz olaylar daha az olur, ama az gelismis ulkelerde, buna yasadigim rusya bile dahil olmak uzere engelliler hep unutulur, bir kenara atilir, oynanmaktan sIkIlan oyuncak gibi ..
sevgiler

Nihan dedi ki...

Rusya'da da durumun boyle olmasina cok sasirdim acikcasi. Demek ki sorun ekonomik gelismislikten kaynaklaniyor. Cok uzucu gercekten.