17.11.08

Yine kaza...

Geçen perşembe günü laylay lom işten Nazlı kuzuşu almaya giderken telefonum çaldı.

Nazlış'ın okulunun sahibinin sesini duyunca, hele bir de sesinin tonundaki endişeyi hissedince başımdan aşağı kaynar sular döküldü, daha neler olup bittiğini bile anlamadan.

"Nazlış ufak bir kaza geçirdi, endişelenecek birşey yok" dedi okulun sahibi ama benim kalbim başladı deli gibi atmaya.


Kaza, yine, hem de Nazlı kuzum bu sefer, merdivenden mi yuvarlandı, üzerine kaynar su mu döküldü...

Okula kadar nasıl koştuğumu bilmiyorum.

Arkadaşının elindeki oyuncak kafasına gelmiş, nasıl geldiyse kaşının üstündeki deri ikiye ayrılmış, kanamıyor ama eti alenen görünüyor.

Yine de durumun vahamiyetini Nazlış'ı alıp da eve gidene kadar anlayamadım.

O gün izinli olan Hakan Nazlış'ı görünce çıldırdı.

Yarılmış kaşı dedi, dikiş attırmak lazım.

D-i-k-i-ş.


Hayatta en korktuğum şey, o kadar ki sırf bu yüzden normal doğum yaptım. İz mi kalır, sonra çok mu acır diye korktuğumdan.


Şimdi benim minik kuzuma, canım savunmasız yavruma dikiş mi atılacak?

İtiraz ettim.


Ben itiraz edince önce Nazlış'ın doktoruna gittik.

Tabii biz bu kadar oyalanırken yarık da sanırım iyice açıldı.

Doktor hemen acile dedi, asıl müdahale edilmezse iz kalır.

Sonrasını anlatmak istemiyorum.

Duramadım kızımın yanında zaten.

3 doktor, 2 hemşire, bir de Hakan...

Zor zapt ettiler.

Çığlıkları hala kulağımda, "yapmayın, baba ne olur yapmasınlar" diye bağırması.

Çok canı yandı kuzumun.

Dışarıda beklerken benim de resmen içim yandı.

Yani neden içim yandı denir ilk defa anladım.

Allah kimseye evladıyla ilgili bir acı yaşatmasın.

Bu kadarı bile beni alt üst etti.

Şimdi kaşında bandaj var meleğimin.

Hiçbir şey olmamış gibi davranıyor.

Aynada kendine bakmıyor.


Kimseye olayın nasıl olduğunu anlatmıyor.

Bir de dün okula giderken "anne Arda'ya söyle sakın kaşıma bakmasın" dedi.

... Diye yazmışım, kaç gün önce.

Nazlı şu an çok iyi bandaj çıktı, çok fazla bir iz kalmayacak gibi.

Ama biz çok üzüldük. Herkes okulu ve öğretmenini suçladı, ben ise kendimi.

10 dakika önce çıksaydım işten, kaşı yarılmadan önce alırdım Nazlı'yı, hatta hiç işe gitmeseydim bugün, hatta hiç işe başlamasaydım, hatta Nazlış'ı hiç okula vermeseydim, hatta Nazlış hiç büyümese hep kundakta kollarımda kalsaydı...





Bu arada birçoğumuz bahsettik bu kampanyadan. Ama ben de blogumda belirteyim istedim. Çocuk istismarı çok çok hassas olunması gereken bir konu, belki biz de bu şekilde bir katkıda bulunabiliriz...

Banner'ı da eklemek istedim ama nedense beceremedim (ve becerdim, teşekkürler Tabiat Ana. Ben nedense bir html kodu aradım durdum, resim olarak eklemek aklıma gelmedi hiç).

10 yorum:

Tabiat Ana dedi ki...

bu konuya değindiğin için ben kendi adıma teşekkür ederim sevgili Nihan,
sanıyorum (çocuk sahibi olsakda olmasakda) oldukça hassas olan bu konuda birlik olursak birileride sesimizi duyar ve en azından almaları gereken sorumluluğun farkına varırlar.
bannera gelince gizli bahçede bir tane var resmin üstüne gelip sağ fareyle tıkla farklı kaydet de ve bilgisayarına kaydet oradanda yazına resim ekler gibi ekle kumanda panelinden.
tüm çocukların sevgiyle ilgiyle ve güvenle yetiştiği bir ülkede yaşamak ümidiyle
sevgiler...

M.İ.N.İ dedi ki...

çok geçmiş olsun nazlışa okurken benim bile içim yandı. En basiti aşı olurken bile dayanamayorum ya nasıl iş bu annelik ne fena :((

Şimdi iyi olmasına çok sevindim.Kendinizi suçlamanın ne kadar yanlış olduğunu hepimiz biliyoruz.Ama malesef hepimiz aynı yanlışı en başta yapıyoruz.

denizanasi dedi ki...

canım benim ya. çok geçmiş olsun. valla gözlerim doldu okurken.. annem olsa hemen derdi" sadaka verin mutlaka " . inanmalı mı böyle şeylere ama ben verdim :)

ama bence okul nasıl olur da çocuğu hemen doktora götürmez. sen oraya ulaşana kadar çok daha zaman da geçmiş olabilirdi. canı arı soktuğunda anında hastaneye gitmişlerdi. üstelik bu denli bir vurmaya sebep olacak bir hareketi nasıl engelleyemedi öğretmen ?

neyse gönlünü ferah tut. çok geçmiş olsun.

Nihan dedi ki...

Tabiat Ana,
Sanırım burada anahtar tepkilerde de devamlılık göstermekte. Çünkü bir olay olunca hemen sesimizi çıkarıyoruz da sonra sanki herşey yolundaymış gibi geliyor bize.

Nazlı ve annesi, aynen ben de aşı olurken bile bakamam. O yüzden bu çok koydu. İnsan elinde olmadan kendisini suçluyor. Ama bazı şeylere de engel olunamıyor galiba.

Deniz,
Valla sadaka vermekten tut da kurşun döktürmeye kadar çeşitli yöntemler geldi aklıma ama prensiplerimden vazgeçmeyerek sadece dua etmeye karar verdim. Aslında okuldan beni aradıklarında hemen hastaneye götürelim mi diye de sordular ama ben o sırada tam okula gelmek üzere olduğumdan bir de Hakanın da görmesini istediğimden hayır dedim. Plastik bir oyuncakla böyle bir yarık nasıl olur, o sırada öğretmeni müdürün yanındaymış peki yardımcı öğretmen armut mu topluyordu sorularını biz de sorduk kendilerine haklısınız deyip defalarca özür dilediler. Öğretmeni zaten her konuşmamızda iki göz iki çeşme ağladı. Ben de çok üstlerine gitmedim açıkçası ama Hakana engel olmasam çok daha sert tepki verecekti.

Gülfer dedi ki...

Nihan, şu an tüylerim DİKEN DİKEN! Ne kadar kötü oldum anlatamam! Laf olsun diye değil, aynen senin gibiyimdir bu tür konularda. Yani kan alınırken olay çıkarırım, aşı olurken bakamam.. Minicik bir kuzuya dikiş atılma sahnesi okurken bile sarstı beni. Çok ama çok geçmiş olsun Nazlı kuzuna. Allah beterinden saklasın. Yine de iyiymiş bak. Hiç kendini suçlama, olacağı varsa oluyor işte. Çok kaderci bir yaklaşım ama diyecek başka söz kalmıyor bazen.

Fazla uzatmayayım, sağlıklı ve kazasız günler dileyeyim sana ve ailene.

Adsız dedi ki...

cooook gecmis olsun... nazar mi var uzerinizde nedir..

yasemin dedi ki...

nihan çok üzüldüm. geçmiş olsun, öpüyorum nazlı'yı.

Yeliz dedi ki...

okul yıllarında malesef bu tarz kazalar oluyor:( geçmiş olsun küçükken okulda birbirimizi çekiştirip eğlenirken düşüp başımı yarmıştım:( hiç unutmam! sevgiler

Bir Porsiyon Öykü dedi ki...

Nihancığı geçmil olsun çok üzüldüm, bu aralar üzerinizde negatf bir elektrik var sanki allah beterlerinden saklasın,

Nihan dedi ki...

Sevgili sayfa, ben de aynen...

Banu, cok tesekkurler, valla bilemiyorum ki, ustelik de olaylar ufak tefek devam da ediyor.

Yasemin, cok tesekkur ederim, ben de Cem'i opuyorum...

Zeynep, aminden başka diyecek birşey bulamıyorum.