Nerede hareket orada bereket
Hiçbir zaman atletik, sportif yapılı bir insan olmadım.
Ne çocukken, ne de büyüyünce...
Hele çocukken içler acısı idi halim.
Kızlara erkekler yakalamaç oyununda ilk yakalanan, yakar topta ilk vurulan, lastik atlamada ilk yanan, manasız beden derslerinde manasız koşma yarışlarında en sona kalan hep ben oldum.
Hem kabiliyetsizdim, hem de tüm bu saydıklarımda bir varlık gösteremeyecek kadar zayıf ve miniktim...
Ortaokulda durumun vehameti arttı.
Kasadan takla, amuda kalkma, parende atma benim için kabus oldu.
En zor matematik problemi, en uzun kompozisyonlar benim için beden dersinden daha eğlenceli idi...
Hele bir müzikli jimnastik ödevimiz vardı her dönem yapmak zorunda olduğumuz... Sırf o yüzden bir kere beden dersim 5 geldi (o zamanlar 10'luk not sistemi vardı, şimdi ne var acaba?).
Uzun lafın kısası spordan, sporla alakalı herşeyden hep nefret ettim.
Gel gör ki kader ağlarını ördü ve Allah bana sadece sporla tedavi olabilen bir bel o da yetmez bir diz kapağı rahatsızlığı verdi.
Oysa doktor bana "Nihancım belin/dizin bu halde iken hayatta spor yapamazsın" dese yan gel yat Osman olmak için bir bahanem olacak, bu defter de burada kapanacaktı.
Ama olur mu?
Olmaz...
Sonra olaylar bir şekilde gelişti ben önce pilates sonra yoga ile tanıştım ama sadece tanıştım, sonra yoga yapmaya başladım, sonra da pilates...
Pilatesi değil ama yogayı çok sevdim.
Ve fekat bir yoga dersinin en az 1 buçuk saat sürme durumu bol koşuşturmalı hayatımda büyük bir handikap teşkil etti.
Amaç aslında yoga yaparken 1.5 saat de olsa o koşuşturmaya ara vermekti ama ben yine de yoga yaparken akşama ne pişirsem, şu makaleyi ne zaman okusam, ve Nazlı doğduktan sonra acaba ne zaman uyur/uyanır tarzı düşüncelerden kendimi kurtaramıyor, rahatlayacak yerde kendime stres üstüne stres yaratıyordum.
Bıraktım yogayı bir müddet....
Ama, özellikle çalışmaya başladıktan sonra, sürekli masa başında olmaktan sebep herhalde, dizim de belim de kötüleşti....
Artık kaçış yoktu.
Tekrar birşeyler yapmak lazımdı....
Derken Amerika'dan aldığım 20 dakikalık egzersizlerden oluşan bir yoga bir pilates dersi içeren Denis Aus.tin DVD'si geldi...
Doğruya doğru 20 dakikada belki pilates olur ama yoga olmaz...
Ama başka çarem yoktu.
Ve bu sabah daha gün bile ağarmamışken kalkıp pilates yaptım (ve sanırım kokumu alan Nazlı kuzu da kalktı, ben eğilip büküldükçe açılan belimi kapattı, "sana yardım ediyorum annecim" dedi ama aklı fikri beni yoga matinden atıp üzerine kendisi kurulmaktaydı, fark etmemiş gibi yaptım ama kaçmadı benden.)
Hadi bakalım inşallah devam edebilirim.
Ve böylece her sabah ben metro durağına yürüyen merdivenle inerken, zıpzıp zıplayarak yürümeyen merdivenlerden yukarı çıkan, Türkiye'nin zayıflama gurusu olan doktoru gördüğümde vicdan azabı da çekmemiş olurum....
3 yorum:
belini kapatan nazlış... gözümün önüne geldiği zaman çok güzel geldi bana :)
valla bu pilates yoga olayını ben de araştırıyorum şu sıralar.. benden ziyade can için istiyorum. oyun grubunda bunu başlamışlardı. çok da hoşuna gidiyordu. ancak yakınımızda henüz böyle bir yer bulamadım. bir de ona küçükler için yoga cdsi almıştım. ilk orda deneyeceğiz.. bakalım :)
Sorma çok şekerdi gerçekten ama bir yandan da çaktırmadan matin üzerine çıkmaya çalışıyor. Ben Nazlı bebekken bir müddet onunla anne-bebek yogası yapmaya çalıştım ama o kadar huysuz bir bebekti Nazlı hiç durmazdı, ben de vazgeçtim. Ama şimdi çocuk yogası yapsın ben de çok istiyorum, çünkü vücudu henüz çok esnek ve bu esnekliği bir ömür muhafaza etse süper olur. Ama benim bu civarda bulduklarım çok pahalı idi... belki ben de CD alırım. Bakalım...
Yorum Gönder