Sevgililer Günü
Biliyorum bir sürü insan Sevgililer Günü'nü manasız buluyor.
Evet evet tüketim çılgınlığı...
Ama bana her zamankinden farklı şeyler yapma fırsatı çıkmış, sevgilimi bana olan aşkını ifade etme konusunda test etme fırsatı çıkmış, kaçırır mıyım?
Defalarca belirttim,
Hediye almayı da vermeyi de, ama daha ziyade vermeyi, çok severim. Birine hediye vereceğim zaman hiç üşenmem, günlerce düşünürüm, gerekirse dere tepe yol giderim ama bir şartla... Karşımdaki benim bu çabamı fark edecek ve benim gösterdiğim çabayı gösterecek. Aksi takdirde fena bozulur bunu da hiç gizleme gereği duymam.
Bu seneki Sevgililer Günü, işte bu yüzden, kocam için Sırat Köprüsü kıvamındaydı.
Yani ya köprüyü başarı ile geçecek ya daaaaaaa cezalardan ceza beğenecek.
Neden mi, e o da bende kalsın.
İtiraf etmeliyim,
Özellikle hediye konusunda kocam kendini aştı.
Beklediğim öyle pırlantalar, mücevherler değildi, şöyle üzerinde düşünülmüş, beni gerçekten tanıdığını gösterir, pahada hafif ama gönülde ağır birşeylerdi.
Ve benim eski Türk filmlerinin nasıl da müptelası olduğumu bilen kocam, defalarca seyrettiğim filmleri bile, tekrar tekrar, aynı şevk ve zevkle seyretmemi pek bir şirin bulan aşkım bana eski Türk filmlerinden hem de en sevdiklerimden bir seri almış.
O da yetmedi beni senelerdir merak ettiğim Japon restoranına yemeğe götürdü (bu arada merakım boşa çıktı. Yani neden Türkiye'deki Uzakdoğu restoranları vasatın üstüne çıkamıyor, anlamıyorum. Porsiyonlar küçüktü, sushiler ehti, balık iyiydi ama biraz sertti ve dişimin kovuğunu doldurmadı, noodle benim evde yaptıklarımdan farklı değildi. Velhasıl kelam, yemekten beklediğimi hiç bulamadım. Resmen aç kaldım. Ama emek verilmiş, o yüzden puanım: 4).
Ve tatataaaaaaam, kocam Sırat Köprüsünden geçti mi peki? Yani eğer bir haftadır tasarladığım kıyafeti, dakikalarca uğraşıp yaptığım saçımı ve makyajımı görünce, ne kadar etkilendiğini daha etkili bir şekilde ifade edebilse ve o sırada yapışmış olduğu bilgisayar ekranından gözlerini zorla ayırıp "ha, hum, mır mır" tarzı bir cümle kurmamış olsaydı, köprüden bir kuş misali uçarak geçecekti. Yine de geçti ama biraz tökezledi, diyelim.
Ay şimdi yazarken bu Sevgililer Günü muhabettinin cidden de bayık olduğuna karar verdim.
Neyse bize yeter ki bayram olsun.
Küçük meleğim Nazlım ise, hani nerede benim Sevgililer Günü hediyem dedi, Allahtan ben ona birşeyler almıştım. Bize yaptığı kalpli kurabiyeleri kendisi yedi, öğretmeninin yaptığı kartı ise bize değil Arda'ya vermeye karar verdi.
Bu arada ciddi bir disiplin sorunu yaşıyoruz kendisiyle ama öyle böyle değil. Onun yazısı da az sonra...

2 yorum:
Ben sevgililer Gününü seviyorum. Hediye kısmını önemsemem ama o gün için özenip giyinip baş başa bir şeyler yapmak çok güzel.
Bu sene tırt geçti ama belki seneye 3 kişi gireriz. Kim bilir :)
Aynen katılıyorum. Sadece birlikte vakit geçirmeye konsantre olmanın nesi kötü olabilir ki? İnşallah diyorum yorumunun ikinci kısmına...
Yorum Gönder