Pandelli
AKL'ye başladığım yılın yazı...
Anneannem ve dedem bizdeler.
Dedem anneannemi gezdirmeye söz vermiş.
Ben de takılıyorum peşlerine.
Hava çok sıcak ama hiç şikayet etmiyorum, zaten bana o zamanlar da gezme olsun, yeter. Anneannemden almışım bu huyumu. Annem sokak süpürgesi derdi bana, hala da der. Bir de İstanbul muhtarı.
Bostancı'dan rota, Eminönü-Sirkeci. Herhalde babama uğramışızdır önce. Hatırlamıyorum. Ama o gün üzerimde olan sarı pantolonumu, kulağımdaki Aynur Abla'nın hediyesi mavi küpelerimi hatırlıyorum.
Mısır Çarşı'sında dolaşıyoruz biraz. Sonra yemek vakti. Aklımda en net kalan şey, benim fayans sandığım eşsiz mavi çini duvarlar. Pandelli'de yiyoruz yemeğimizi. Benim her haftasonu kebapçıya gitmeye alışık bünyemi altüst ediyor Pandelli. Demir kafesli pencerelerinden, yemeklerine kadar herşeyiyle.
Anneannem dönüşte Karaköy'den binmek istiyor vapura. Karaköy bir senedir benim muhitim. Olur diyorum, yürürüm. Yolda sakız satan amcadan (ama çiklet değil, gerçek sakız, gum mastic yani), sakız alıyor dedeciğim. Sakın elimi bırakma diyor. Beni uyarmadıkları için, sakız ambalajını yapıştırmaya yarayan balmumunu da çiğniyorum. Ama olsun, bana bir gezmek bir de damla sakızı olsun. Tipitip falan ne ki?
Galata Köprüsü'nü, eski olanı ama, yürüyerek geçiyorum, hayatımda ilk defa. Çocuğum tabii daha, bütün gün gezmenin üstüne Eminönü'nden-Karaköy'e yürümek bitiriyor beni. Dönüş yolunda, vapurda, anneannemin dizlerine kafamı koyuyor ve uyuyakalıyorum. Sonra senelerce üzülüyor dedeciğim, nasıl da yürütmüştük sıskacık kızımı diye.
Pandelli, dedemden kalan bir masalken bana, sayesinde hala yerinde olduğunu öğrendim az önce. 60 senedir de hep oradaymış zaten. Sarayın aşevi dağılınca işsiz kalan, yemek yapmaktan başka birşey bilmeyen Pandelli Usta'nın yeriymiş orası. Dedem, nereden biliyordun sen orayı, ama sana da böylesi yakışırdı zaten değil mi? Kebap senin kalemin olmadı hiç.
Not: Seyredin bu programı muhakkak. Eski patronum diye söylemiyorum, çok bilgilidir, İstanbul'a onun gösterdiği özeni herkes gösterse, nasıl başka olurdu kim bilir bu şehir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder