17.9.09

Kreativ Blogger


Yeliz'in bana ta ne zaman verdiği ödülün gereklerini yerine getirmem gerekiyor artık. Ama daha gezi anılarımızı yazmaya devam edeceğim, boşvermedim yani. Sadece yine eski tempoma döndüm, ve çok zor organize oluyorum. Ama blog aleminin yaratıcı olma kaygısı en az olan blogunun yazarı olarak böyle bir ödül beni mutlu etti, belirtmeden edemeyeceğim. Şimdi yapmam gerekenler.

1. Ödülü veren, az önce belirttiğim gibi Yeliz. Tekrar teşekkürler.

2. Ödülün logosu, yukarıda.

3. Sevdiğim 7 blog: Moda Cadısı, 13.9, Style Architect, Cafe Fernando, Anne ve Bebişi, Decaflatte, 4 Little Men, Salıncakta İki Kişi, Laçin, Deniz ve Can, okuduğum herkes kısaca.

4. Hımmm hakkımda 7 ilginç şey. Bunu bence kocam, kardeşim ve en yakın arkadaşlarım yanıtlamalı ama bir düşüneyim.

1. Çok esmerim. Bir arkadaşımın deyimiyle zenciye çeyrek kala. Küçükken bu durumdan nefret eder, bana karabiber diyen üst kat komşumuza gıcık olur, her akşam sabaha Emel Sayın gibi sapsarı saçlarla uyanayım diye dua ederdim. O zamanlar Emel Sayın'ın hayatımda gördüğüm en güzel kadın olduğunu düşünürdüm.
2. Tatlı çok sevmem, çikolata kırk yılda bir yerim, reçeli sadece beyaz peynirle yiyebilirim (bence aslında bu hiç garip değil ama birisi çok garip olduğunu söylemişti o yüzden ekleyeyim dedim). Canım tatlı istediğinde tahin-pekmez, E.ti neg.ro, Ma.rs, T.wix ve bazen de çikolatalı pasta yerim. Ama kan şekerim falan ciddi düştüyse eğer. Ha bir de kayınannemin bayramlarda yaptığı şekerfareyi (Nazlı öyle diyor) bir de gerçekten güzelse künefe, o da kırk yılda bir, yerim. Ama üzerinde fıstık olmayacak, adam gibi bir kaymak olacak. Bir de geçen gün ramazan pidesine nutella sürüp yedim. Yok sevmedim. Özetle sadece mide doldurmak için yemem hiçbir şeyi, moda deyimiyle cidden damak tadıma uymalı.
3. Islak elle gazete kağıdına dokunamam, hani şu paketlerin içerisinde köpük denen bir madde var ya, ona dokunan birine bakmaya bile dayanamam.
4. Yemek yerken ilk olarak en sevmediğim şeyi yer, en sevdiğimi sona bırakırım.
5. Yemek paylaşmam. Tabağımdaki her lokmayı o an canım yediğim şeyi ne kadar çok yemek istiyorsa ona oranla sayarak koyarım. A bir lokma alayım mı diyene, direk hayır der, bu tabaktaki tam bana göre diye de eklerim (ay ne kıl bir tipim ben ya). Bu muameleye kocam da birçok kere maruz kalmıştır. Bir tek Nazlış istisna haliyle, ona herşey feda.
6. Aynı şekilde kimseye kıyafet, aksesuar, ayakkabı da ödünç vermem. Bu tarz şeylerini orak kullanan kızkardeş, anne-kız, ve arkadaşları hayretle karşılarım. Ha bir de çok çok ekstra bir durum olmadığı sürece kimseye kitap ödünç vermem, vereceksem de kitabın her yerine adımı yazarım. Ama şimdi düşündüm de şimdiden taçlarıma, kolyelerime (ki hepsi çok kıymetlidir, kimselere veremem) göz koyan Nazlı'ya hayır diyemiyorum. Ama birşeyimi bu benim diye alıp kendi çekmecesine koyduğunda, gizlice gidip oradan alıp, yerine geri koyuyorum.
7. Uykudan nefret ederim. Sabahları en geç yedide uyanırım. Öğlenlere kadar nasıl uyunur hiç bilmem.

İşte böyle...

4 yorum:

ruhdagı dedi ki...

2., 5., 6. maddeler benim içinde geçerli :)

Nihan dedi ki...

E çok da garip sayılmam o zaman.

yeliz dedi ki...

4 numara aynı been!!! 5 de ilker...
hatta pek çok defa bu yemek mevzusu kavga sebebi olur. sadece hamileyken onun tabağından yemek tıtıklamama izin veriyordu:)
teşekküler bu arada

Nihan dedi ki...

4'ü sanırım sevmediğim şeyden bir an evvel kurtulmak için yapıyorum. Hakan ise yavaş yavaş bana benzemeye başladı. Artık o da yemeğini paylaşma konusunda eskisi kadar istekli değil.