28.11.09

Bana hergün bayram

Her bayramın klasik esprisi değil mi bu?  Ama bir sürü blog bayram tatiline girmişken benim bu aktifliğim başka nasıl açıklanabilir ki?

Nazlış hasta hem de çok malumunuz.  Ben de sabahtan beri kah çalışma kah Nazlış'a çay, çorba takılıyorum.  Sabah Hakan'la üstünkörü bayramlaştık ama bu kutlama benim alışık olduğum bayramların yanından geçemez tabii.  Kurban Bayramı benim için eğer Ankara'daysak babaanne kavurması-ki kendisi asla yemek yapmasını beceremezdi ama kavurma, su böreği, bir rivayete göre baklava, lokum (bir çeşir Isparta poğaçası) ve cevizli, haşhaşlı çörek konusunda bir dehaydı, anneciğim duysa kızar, bunların hiçbirini asla babaannem gibi yapmasını beceremedi; Denizli'de isek, rahmetli E. amcamın bıçakla kesme tahtası üzerinde tıkıdı tıkıdı sesleri çıkararak kıyma yapmasını seyretmek demekti.  Bir keresinde de kurban edilen dana, kan aksın diye kapağı açılan ya foseptik ya da lağım çukuruna düşmüştü de (kesme işlemi bittikten sonra parçalanmadan önce) hayvanı kanca ile çıkarmışlar ve bence aslında mundar olmuş eti hortum ile yıkamışlardı.  Denizli'deki evin balkonundan çocuk aklımla süper eğlenceli bulduğum bu olayı seyretmiştim.  Şimdi-en azından benim yaşadığım yerde-bu tarz görüntüler tu-kaka.  Tabii oluk oluk kanlar akmasın; ayrıca kurban nedir ne değildir, ne kadar gereklidir, yoksa vahşet midir, bunlar haklı tartışma konuları ve benim de bu konularda bir iki fikrim var.  Ama konumuz şimdi bu değil.  Konumuz kızımın benim bildiğim, özlediğim bayram tantanasından uzak büyüyor olması.  Ne yapalım, öyle olsun.

Bu yazıyı yazmaya başlama sebebim bambaşka idi (dün oluyor bu).  Maruzatım odur ki, modern tıbbın nimetlerini külliyen redetme arifesinde olan ben, kızımın DG'sini tamamı ile ninem metodları ile tedavi etmeye kalktım.  Tabii şişe çekmekten ya da başka ateş yakma vs. gerektiren yöntemlerden bahsetmiyorum.  Aslında bu şişe çekme işi gerçekten çok enterasan.  Bir keresinde fena halde üşüten anneme M. Teyzem (Denizlili E. Amcamın karısı) şişe çekmişti.  Ben de seyretmiştim ve de dehşete kapılmıştım.  Hatta hayal meyal hatırlıyorum ama sanırım ne yapıyorsun anneme diye zaten hiç sevmediğim M. Teyzemin sırtına atlamıştım.  Neyse, benim bahsettiğim yöntemler tavuk suyuna çorba, zencefilli, karabiberli bal, vs. gibi yöntemler.  Masum yani.  Dün Nazlı artık öksürüktne konuşamaz, akan gözlerini açamaz hale gelince Hakan başlarım doğallıktan deyip, doktorun yazdığı reçeteyi yaptırdı.  Sonuç:  Nazlı iyileşme belirtileri gösteriyor.  Benim de içim rahat, aklım ferah, mahallemizin kahvecisine çalışmaya geldim.  İlaç karşıtlığım baki kalacak yine de.  Her başağrısına hapla koşanlardan olmayacağım.  Ama tabii bir orta yolo tutturmakta da fayda var, bunu da görmüş olduk.  Merak ediyorsanız, şu meşhur T. isimli ilaçtan vermedik Nazlı'ya.  Vermek istesek de bulamazdık, bulsak da ben aldırmazdım sanırım.  Ama bilemem. 

Artık bayram gerçekten başlayabilir mi? 

3 yorum:

Anne ve Bebisi dedi ki...

Nazlis iyilesir insallah bayram bitmeden.. tekrar gecmis olsun.

nesli dedi ki...

nihan hanim bitkiler gec yavas ama kalici etki gosterir. eger hastanizda hizli gelisen ve kotulesen bir tablo varsa bitkilerden yararlanirken yanina mutlaka gunumuz ilaclarindan eklemek zorundasiniz . ama iyilesme basladiginda bitkiler bunun kalici olmasini saglar. bunu abd de natural health doktrasi yapan bir doktor olarak soyluyorum. acil sifalar diliyorum...

Tabiat Ana dedi ki...

umarım çarçabuk iyi olsun nazlı kuzu. iyi bayramlar :)