Sosyalleşme sancısı
Eski okulunun prensesi, öğretmeninin gözdesi, arkadaşlarının sevgilisi Nazlı kuzu, çok yoğun bir sosyalleşme sancısı çekiyor şu an.
Roller değişti, artık o sınıfın lideri, öğretmeninin minik yardımcısı değil. Kurallar da değişti, artık sınıfta onun istediği faletleri (faaliyet) yapan yok.
Bir de bir A. çıktı başımıza. Nazlış'a çok kızgın bakıp, onunla sürekli alay ediyormuş güya. Geçen gün bu yüzden hüngür hüngür ağladı. Bir yanım, git yarın okula, bul şu A.'yı, ver dersini derken; diğer yanım, daha akl-ı selim olan, Nazlış'ın durumu bir parça abarttığını, bu yeni duruma alışmakta zorlandığı için böylesine üzüldüğünü söyledi. Seni sevmiyoruz demişler kuzuma. Bak şunlara, yolmaz mıyım ben sizin saçınızı, başınızı?
Bilse kuzum, bir bilse, daha hayatı boyunca kaç defa bu duruma maruz kalacak. Bu daha ne ki? Atmaca anne iç güdülerim onu tüm bunlardan koruyup, önüne kalkan olup, hooop diye büyümesini sağlamamı söylüyor bana. Ama mantığım (ve nedense mantığımı hep Hakan seslendiriyor), bunları yaşamadan sağlıklı bir şekilde büyümesinin mümkün olmadığını, kendini savunmayı, kendini ifade etmeyi, yeni bir toplulukta kendini kabul ettirmeyi kendi kendisinin öğrenmesi gerektiğini söylüyor. Bana da tüm bu olanları, içim kıpır kıpır, geçecek, geçecek bu da geçecek diyerek, uzaktan izlemek düşüyor. Ay ne zor şey bu annelik ya.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder