İkinci çocuk meselesi
Şu an bu yazıyı bütün bir günü kucağımda yarı uyur yarı uyanık bir halde, mümkünse her talep ettiginde emerek geçirmek isteyen bir minik eşliğinde yazmaktayım.
Herkes bunu soruyor bana. İkinci çocuk daha mı kolay? Bence kolay tanımı herkese göre değişir. Yani son bir buçuk saattir beşiğine her koyduğumda uyanan ama uyanık da olmak istemeyen, uyurken arada ağzını açıp me.me arayan vermeyince kıyameti koparan bir yavrudan bahsediyoruz burada. Eskiden olsa kendimi oradan oraya atar, hayatım sona erdi diye ağıtlar yakardım. Ama şimdi bu da gelir bu da geçer, bugün bittiğinde bu da bitmiş olacak, diye yaklaşıyorum duruma. Yani, ikinci çocuk daha kolay değil belki ama ben daha bir sakin daha bir dinginim. Ha bir ara mutfağa gidebilir de su içebilirsem hiç fena olmazdı hani.
Deniz kuzum doğduğundan beri beni gercekten zorlayan bir tek konu var. Nazlı meleğimle olan ilişkim. Okuldayken onu çok özlüyorum. O eve geldikten kısa bir süre sonra Deniz Hanım'ın uyku hazırlıkları başlıyor. Bu arada Nazlı'nın ödevi, onun akşamüstü atıştırması derken ben geriliyorum Nazlış da hırçınlaşıyor. Tüm bu kargaşada Nazlıma onu ne çok özlediğimi gösteremiyorum ki bu durum vicdanımın üzerinde her daim kocaman bir taş olarak benimle dolaşıyor. Uzaklaşıyor benden Nazlı kuzum ama arkadaşım A.'nın dediğine göre bu Deniz doğmamış olsa da er ya da geç gerçekleşecekti. Hangimiz anne-babamızdan uzaklaşmadık ki, diyor A. Sorun şu ki bence Nazlı henüz anne-babasından uzaklaşma evresinde değil çünkü benden uzaklaşırken babasına yaklaşıyor. Tek tesellim, beni aratmayacak sıcaklıkta bir babasının olması. Ya Hakan şefkatsizbir baba olsaydı?
1 yorum:
Denizi bir gün babası bir gün siz yatırın.Böylece Nazlıyla da Denizle de eşit şekilde ilgilenen bir anne baba olursunuz.
Benim kızım emerek uyur ve onu doğduğundan beri hep ben uyutuyorum:) Sizin durumları bilemem ama aklıma gelen fikri de yazmak istedim.
Yeniden yazmaya başlamanıza sevindim.
Sevgiler:)
Yorum Gönder