Büyüme sancısı
Nazlı'nın şu sıralar en çok kullandığı 3 kelime "men, meni, ı-ıh" yani "ben, benim, hayır"... 
Herşeyi kendisi yapmak istiyor. Mesala çorabını giydirmek istiyorum diyelim, çorabı "men" diyerek elimden alıyor ve o ekmek kadayıfı ayaklarına geçirmeye çalışıyor. Beceremeyince sinirleniyor ama çorabı alıp ben giydirmeye kalkarsam daha da çok sinirleniyor.
Ve oyun oynarken elinde ne varsa arkadaşları ile paylaşmaya bayılan, hatta paylaşmanın dünyanın en doğal şeyi olduğunu zannedip bu mantıkla başka herkesin elindeki oyuncağa saldıran kızım artık parkta bahçede nerede olursa olsun elindeki oyuncağı için arkadaşlarıyla "meni, meni" diye bağırarak kavga ediyor.
Ayrıca kendisine ne sorarsanız sorun tek bir cevap alıyorsunuz artık: "ı-ıh". Normalde evet diyeceği şeylere de hayır diyor küçük prenses. Ya da eskiden "yapma kızım, gel senle başka birşey oynayalım" dediğinizde elindeki her ne ise bırakırken şimdi "ı-ıh" "men" diyerek size direniyor. Tahminimce "hayır anne ben ne istersem onu yaparım" demek istiyor bana.
Anneme göre Nazlı kendi kişiliğini, ayrı bir birey olduğunu keşfetmeye başladı ve o yüzden bu kadar ben-merkezci ve de inatçı şu sıralar.

Yine de ne olursa olsun kızıma karşı anlayışlı olmaya onun kişiliğinin gözlerimin önünde yavaş yavaş şekillenmesinin tadını çıkarmaya çalışıyorum çalışmasına da bu her zaman çok kolay olmuyor. Şu "büyüme sancısı" dedikleri şeyi neden çocuklarla beraber anneler de çekmek zorunda?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder