Bilmece bildirmece
Geçen gün Nazlış ile banyo yapıyoruz. Nazlı hani şu küvetlerde fazla suyu tahliye etmeye yarayan ama benim ne dendiğini kesinlikle bilemediğim bir delik vardır (küvetin tabanında duran delikten bahsetmiyorum), onu gösterip "anne bu ne" dedi, ben de bilmiyorum kızım dedim bir daha sormamasını ümit ederek çünkü cevabını bilmediğim şeyler sorduğu zaman kendimi resmen köşeye sıkışmış gibi hissediyorum.
Ama Nazlı tabii ki bilmiyorum cevabı ile tatmin olmadı, zaten hangi çocuk olur ki "anne şöyle bana ne olabiley bu?" diye sorusunu yineledi. Ben de bu sefer daha dürüst bir cevap vereyim dedim "o bir delik kızım ama o deliğe ne dendiğini anne bilmiyor" diye daha açıklayıcı olduğunu sandığım bir cevap verdim. Nazlı bana sabırla baktı "hayuğ anne delik diil" dedi. Sandım ki kızım bu deliğe bir isim arıyor, yani delik deyip geçmek istemiyor, onun bir adı olsun istiyor, mesala su boşaltma deliği gibi. Ben de başladım bu deliğe uygun isimleri saymaya ve "su tahliye deliği" de dahil olmak üzere, akılıma ne gelirse sıraladım. Hatta bir ara Nazlı'nın ısrarı karşısında duyduğum çaresizlikten ne alakaysa "süzgeç, elek" falan da dedim. Miniğim her seferinde suratındaki o sabır dolu ifadeyi hiç bozmadan "hayuğ anne diil" dedi. 
En sonunda (artık benim sabrım taşmak üzereyken) ben ona sordum "sen söyle bakalım o zaman Nazlı nedir bu" diye. Nazlım bana "anne nasıl bilemezsin bunun ne olduğunu" der gibi baktı ve "anne bu ocak bu" dedi. Ve ben şaşırdım kaldım. Su tahliye deliği üzerindeki metal kapakla beraber gerçekten de Nazlış'ın oyuncak ocağına benziyordu. Ama ondan da önemlisi kızım bana bilmece sormuştu. "Aa bu delik benim ocağıma ne kadar benziyor, dur bakalım anneme de bir sorayım bu ne diye, o da aradaki benzerliği görebilecek mi" demişti. O yüzden ona verdiğim hiçbir cevabı kabul etmemişti, çünkü bu sefer cevabı bilen oydu, bilmeyen bendim. Kızım annesine oyun yapmıştı. Annesi de onu bir güzel kokladı, öptü, ne kadar çabuk büyüdüğüne bir kez daha hayret ederek...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder