HURRIED CHILD SENDROMU
Arkadaşım Ayşegül'ün gönderdiği ve okuyunca katılmadan edemediğim bir yazıyı herkesle paylaşmak istedim.
"HURRIED CHILD SENDROMU (Acele ettirilen cocuklar)
Cocuklarin bir aktiviteden digerine suruklendigi gunumuzde oyun ve
serbestlik cok ilkel kavramlar olmaya baslamistir.
20 yil once, Amerikali bir psikolog olan David Elkind, "acele ettirilen cocuklar (hurried child)" kavramini ortaya atmistir. Bu kavram kisaca, cocuklarin zamanlarinin ebeveynlerin tercihlerine gore duzenledigini, bu duzenlemenin de her hafta daha fazla ders, cocugu sosyal, akademik, kulturel psikolojik alanlarda gelistirebilecek daha fazla aktivite anlamina geldigini anlatmaktadir. Elkind'in kitabi bir uyari icerir, buna gore,
cocuklar bu duzenlemenin sonucunda kendi ozgur zamanlarini,
yapilandirilmamis oyunlarini, gunduz duslerini, sikilma ve cevrelerini inceleme-arastirma sanslarini kacirmaktadirlar.
Oysa buyumek hic bu kadar rekabetci olmamisti. Rekabet oyle boyutlara vardi ki, Kaliforniya'daki Prenatal Universitesi, annelere, bebekleri henuz anne rahminde iken onu nasil daha zeki yapabileceklerini ogretmeyi vaat etti. Bu rekabeti, yarisi kazanma konusundaki kendini adamalar akil almaz boyutlara ulasirken, ABD'de giderek yaygin hale gelen uygulamalardan bir tanesi de üç
yasindaki cocuklara, onlara uygun seckin bir ozel anaokulunun bulunabilmesi icin ozel hocalar tutma boyutuna kadar vardi. Cocuklar, henuz ayakkabilarinin bagciklarini baglayamadiklari ya da bicak tutmayi beceremedikleri bir yasta iken, sendeleyerek yurumeyi henuz gecebilmis olanlar girecekleri sinav icin yogun bir calismaya ya da okul sorumlulari tarafindan tabi tutulacaklari uygulamalar icin agir bir hazirlik surecine giriyorlar.
Bu cocuklar icin ozel hoca tutmak da son derece yaygin bir uygulama, ustelik ebeveynlerinden farkli olarak da, bu cocuklar, girdikleri bu anaokulu sinavlarinin ileride kismen de olsa, Harvard, Princeton ya da Brown gibi okullara girislerini etkileyebilecegini henuz bilmiyorlar.
Bu anlatilanlar kimi kulturler tarafindan gulunc karsilanabilir, ama
gercekten oyle mi? Rekabetcilik bu kadar had safhalara varmasa bile, yedi yasindaki cocuklara haftanin her bir gunun kullandiran ve hafta sonlari da bir aktiviteden digerine surukleyen uygulamalar yapilabilmektedir. Buradaki soru sudur, tum bunlar kimin icin ve neden?
Bati Sidney Universitesi'nden Sue Dockett, "Kucuk cocuklar arasinda
Yetiskin denetimiyle yapilan aktivitelerin sayisinda kesinlikle bir
Artis goruyoruz" diyor. "Bunun bir sebebi oyunun dogasinin degismis
Olmasidir. Biz cocukken sokakta oyun oynamak, parka gitmek ve bir saat gibi bir sure eve gelmemekte bir sorun yoktu. Simdi bir tehlike algisi Var ve ebeveynler daha fazla yonlendirmek ve rehberlik etmek
Istiyorlar."
Istatistikler gosteriyor ki, yabanci tehlikesi gunumuzde bundan 20 ya
da 50 yil oncesinden daha yaygin degil, ancak boyle bir tehlike algisinda cok buyuk bir artma var. Buna bir de varos mahalle sayisinin artmasi eklenince, ebeveynlerin cocuklarini dolasabilmeleri konusunda serbest birakmakta korku dolu bir hale geliyorlar.
Cocuklarin asiri derecede programli hale getirilmesi, biraz da ebeveynlerin en iyi cocugu yetistirme istekleri tarafindan motive ediliyor. Soyle diyorlar; "Dans dersleri almis olsaydim hos olmaz miydi?" ya da "erken yasta yuzmeyi ogrenseydim simdi profesyonel bir yuzucu olabilirdim" vs.
Bugunun ebeveynleri, eger cocuklari kendileri icin ulasilabilir olan
firsatlari degerlendirmezlerse, onlari bir adim daha oteye tasiyacak seyi kacirmis olurlar mi sorusuna takilmis durumdadirlar ve bu yuzden de firsat sayilarini surekli arttirmaya calismaktadirlar.
Bununla birlikte, yapilan arastirmalar bu teoriyi curutmektedir.
Gercekte, erken cocukluk donemlerinden beri akademik programlar icinde yer alan cocuklar, boyle bir "sera" deneyimi yasamamis cocuklarla olan iliskilerinde her ne kazanirlarsa kazansinlar bunu kaybedebiliyorlar. CNN'de yapilan yakin zamandaki bir roportajda, David Elkind soyle soyluyor, "Tum arastirmalarimiz egitimlerimiz ve ogretimlerimiz gosteriyor ki, bilissel olani fazla zorlamak bunun etkisini uzatmiyor hatta olumsuz etkileri var. Siklikla, erken donemde, cocugu cok fazla zorlarsaniz, onu engellemis (frustrate)
olabilirsiniz. Verdiginiz Mesaj, yaptiginiz seyi anlamadigi icin yetersiz oldugu fikri olabilir."
"Ebeveynler, yetiskin denetimli aktiviteleri degerli bir seyler yapmanin bir yolu olarak gorebilmektedirler. Oyun, istenilen bicimde yapilmadigi takdirde degerli gorulmuyor." diyor Sue Dockett. Eger Sue hakliysa, oyun degerli bir malzeme olarak gorulmuyorsa, bunun uzun donemdeki sonuclari nedir?
"Dunyadaki en yaratici insanlar fikirlerle oynarlar" demektedir. "Oyunlar cocuklara bagimsizlik saglar ve kim olduklarini hissettirir. Kendi basina vakit gecirebilmek gercek bir sanattir ve kendi uzerlerine yansima sansina sahip olan cocuklar siklikla kim olduklari konusunda da daha rahattirlar".
Deakin Universitesi'nin egitim fakultesinden Helen McGrath daha da ileri gider. Ergenlerdeki ve ilk yetiskinlerdeki zihinsel saglik uzerine uzmanlasmis olan bir klinik psikologtur ve ergenlerin onceki nesiller kadar esnek bir yapisinin olmadigini soylemektedir.
"Bircok beklentiyle birlikte, ergenler baslarina kotu bir sey geldiginde, bu kotu durumdan cikabilme konusunda bir yetersizlik gosteriyorlar cunku ebeveynleri onlara karsi asiri bu zamana kadar koruyucu bir tutum sergilemis oluyor. Bu siri koruma duygusu yanlis yola sapmis bir sevgiden kokleniyor, ebeveynler cocuklarini mutlu etmek icin gereginden fazla caba harciyorlar ve onlari ileride daha guclu kilabilecek seyleri yasamalarina da izin vermiyorlar."
Martin Seligman da, ergenler arasinda artan depresyonun, ebeveynlerin
cocuklarini daha mutlu yapmak icin kullandiklari tutumlarin direkt bir sonucu oldugunu soylemektedir. Modern ebeveynler cocuklarina karsi asiri koruyucular, onlarin hicbir firsati kacirmadigindan emin olmak istiyorlar ve onlarin okul disi zamanlarini da duzenleyerek baska aktivitelerle birlikte, daha guclu hale getirmeye calisiyorlar. Oysa cocuklara erken yaslardan itibaren "baslatan" olma firsati verilirse, bu cocuklar ilerleyen yaslarinda zor durumlarla basa cikma konusunda daha becerikli oluyorlar.
"Tum bunlarin temelinde, ebeveynler bir "hirs" icindeler ve yasadiklari endise modern ekonomiye bir yanit aslinda" diyor Sidney Universitesi egitim fakultesinden Stephen Juan. "Kuresellesme ve ekonomik rasyonalizasyonlar caginda, emniyet duygusu insanlarin hayatindan cikarildi. Belki daha fazla servet var (cuzdanlarda) ama bunu kazanmak daha zor ve bunu korumak icin daha fazla calismak zorundasiniz. Serbest toplum tarafindan bundan 40 yil once yapilan vaat "otomasyonun butun problemlerimizle ilgilenecegi, erken
yasta emekli ve mutlu olacagi fikri" hicbir zaman gerceklesmedi.
Bunun yerine, DVD, araba gibi seyleri alabilmek ve bunlara sahip olmayi surdurebilmek icin daha fazla calismak zorunda kaldik, ki bunlar bundan 40 yil once yoktu, su anda ise basarinizin birer gostergesi oldular. Bu sadece bir orta sinif sorunu degil. Herkes reklam dunyasindan gelen baskilara bir yanit verme ihtiyaci icinde".
"Tum bunlar yuzunden ebeveynler cocuklarina yaptiklari rehberlik konusunda daha katilar, ondeki madde ise ekonomik mucadele. Eskiden beklenti bir is bulmaniz ve bunu surdurmeniz yonundeydi. Simdi bu seyrek. Hem ebeveynler hem de okullar buna yanit veriyorlar. Okullar zamanin odul oldugunun farkindalar ve serbest zamanlari genisleten organizasyonlar yapiyorlar.
Aileler ise, okulun bosa vakit gecirmemesini ve cocuklarini gerekli
becerilerle donatmasini bekliyorlar. Ekonomik mantigi kabul edenler
cocuklarinin yasamlarini da ona gore duzenlemeye basliyor."
"Bir baska sebep daha gec yasta daha az cocuk sahibi olmak olabilir" diyor David Elkind, "Cunku insanlar daha gec yasta anne baba oluyorlar ve daha buyuk beklentileri oluyor. Daha az sayida cocuk sahibi olmak da beklentiyi arttiran bir etken" diye ekliyor Sue Dockett. "Eger cocugunuz diger cocuklar gibi 101 aktivite yapmiyor ise, iyi bir ebeveyn olmadiginiz hissiniz oluyor.
"Sidney'in cocugu" gibi yayinlar cocuklarinizla yapabileceginiz -belki de yapmaniz gereken- tum seyleri iceriyor. Eger bunlarin bir kismini ya da hicbirini yapmiyorsaniz siz iyi bir ebeveyn misiniz?
Insanlar iyi bir ebeveyn olmak icin baskalari tarafindan yargilanmak istiyorlar."
Goze carpan bir ebeveynlik soz konusu, "yapabildikleri seyleri ve daha fazlasini" cocuklari icin yapiyor olarak gorunmek istiyorlar. Sadece son model bir araba istemiyorlar, cocuklarini matematik dersinden drama dersine,tenisten dansa gotururken arabayi kullaniyor gozukmek istiyorlar.
Peki okullar icin bunun sonuclari neler? Cocuklarin gozle gorulur bir
sekilde siralarinda uyuyakalmasinin disinda, cocuklarin okul disi
zamanlarinin cesitli aktiviteler icin programlanmasinin baska sonuclari da var. Cocuklarin bu kadar aceleci bir sekilde yetistirilmesi onlarin ilkokul caginda "kronik yorgunluk sendromu" ile tanismalarina neden olabiliyor.
Ancak egitimcilerin bu duruma karsi cikmalari gerekiyor. Su da
unutulmamalidir ki, cocuklar en iyi performanslarini onlardan hicbir seyin beklenmedigi oyunlarda gosterirler.
Halbuki, bu acele ile yetistirilen cocuklar fikirlerini sinama, aciklama ve yasama sansina sahip olamamaktadir cunku her zaman ebeveyn beklentileri ve cerceveleri ile karsilasmaktadirlar.
Amerika'da bir cok okulda "zamani bosa gecirmeye" sebep oldugu icin tatiller yasaklaniyor. Ebeveynler cocuklarinin planlar uzerinde daha fazla zaman gecirmesini ve daha fazla aktiviteye katilmasini istiyor. Okullar da emniyetsizler ve rehberlik konusunda yetersiz goruluyorlar. Ote yandan bu tamamiyle kotu bir durum da degil. Cocuklar bir grubun parcasi olmaktan, arkadas edinmekten, bir amaci olan insanlarin olusturdugu bir grup icinde yer almaktan hoslaniyorlar. Ebeveynlerinin gururunu hissediyorlar. Bircok
beceriyi de ogreniyorlar. Ancak duzenlemenin iyi yapilmasi onemli.
Elbetteki cocukluk, ogrenme ve yetiskin sorumluluklarina hazirlanma donemidir. Fakat ilk cocukluk, oyun, cevreyi kesfetme ve hikaye donemidir. Oysa simdilerde cocuklarin cok hizli buyudugu inanci yaygindir. Cok hizli buyumekle neyi kastediyoruz? Genelde insanlar bu tanimi kullandiklarinda, cocuklarin artik, eskiden kendilerinden saklanan yetiskin yasamina ait seylere maruz kaldiklarini anlatmis oluyorlar. Bunun icerisine cinsellik, siddet ve bozuk konusma da giriyor. Yetiskinligi ve cocuklugu ayiran sinirlar giderek bulaniklasiyor, bunun kanitini da 6 yasindaki bir cocugun Brintey Spears gibi giyinisinde gorebiliyoruz. 8 yasindaki cocuklar cinayet iceren bilgisayar oyunlari oynuyorlar, aksamlari televizyonda yayinlanan komedi dizilerinden cinsellikle ilgili tum bilgiyi alabiliyorlar. Onceden cocuklar korumali bir alanda tutulabiliyor ve ebeveynlerinin koruyuculugu sayesinde yasamin gerceklerine" iliskin neler ogrenebilecekleri kontrol edilebiliyordu
Ancak medyanin baskisi ile bu kontrol de ortadan kalkmis oldu. Televizyon ve son donemde internet, yetiskinlerin cocuklardan sakladiklari tum seyleri ortaya cikardi. Ancak David Elkind'in de vurguladigi gibi cocuklarin aceleci bir sekilde yetistirilmesi" konusundaki sadece medyadan degil ayni zamanda ailelerin kendinden de gelmektedir. Ebeveynler cocuklarina basari ve kazanmanin yetiskin standartlarini islemeye, ogretmeye baslamistir ve cocuklarini surekli bir adim daha ileri gitmesi icin zorlar hale gelmistir.
Eger hizli bir sekilde ilerleme kaydedemezlerse, gelecegin ekonomik
yapilanmasi icerisinde cocuklarinin kaybeden olacagi korkusu ebeveynleri sarmis durumdadir.
Ancak bu makalede anlatilan cocuklarin yasadigi durumlarin her biri maalesef keyifli hikayeler degildir. Amerika'da bir cift 13 yasindaki ogullarini kendisini basariya goturecek "oldurucu icgudu" den yoksun oldugu icin terapiye goturebilmektedir. Toronto'da bir ozel okul ogretmeni "Cocuklar icin Basari" ismini verdigi (cocuk basi 20$ aldigi) is motivasyonu seminerleri duzenleyebilmektedir.
Ozel ders merkezleri matematik puzzlellari ve kalem dolu cantalarla paket programlar onerebilmektedirler. Tum bunlar olurken de, bu asiri derecede programlanan cocuklarin bir cogu tukenmislikten yakinmaktadir. Giderek yuklenen odev ve ders programlari onlara hicbir sekilde nefes alabilecekleri, oyun oynayabilecekleri bir zaman
tanimiyor cunku.
Cocuklarin "cocukluk doneminden" disari cikarilmasinin baska acilarinin daoldugunu unutmamak gerekir. Onlar kucuk yaslardan itibaren pazarlama sektorunde iyi birer alicilar. Cizgi film karakterleri ve bu karakterlere iliskin urunlerin magazalarda satisi cocuklari alici pozisyonuna oturtuyor.
Bu karakterlere yapilan vurgu da kimi zaman oyle noktalara variyor ki, cocuklarin duygusal baglanmalarini bu karakterlerle kurdugunu gorebiliyoruz.
Oysaki, surekli ise dayali ve hic oyunun olmadigi bir yapilanmanin cocugun strese sokabilecegini unutuyoruz. Cocuklara kesinlikle en iyi olani vermeye yonelik caba, onlari rekabetci bir topluma hazirlama istegi, bazi ebeveynlerin cocuklarini kendilerinin birer kucuk versiyonu haline getirmelerine neden olabiliyor; fazla programlanmis, endiseli ve mutluluktan uzak.
Kucuk cocugunuzun Harward'a gittigini hayal edebiliyor musunuz? Matematikte ya da fende surekli ilerledigini gormek istemez misiniz? Sonra, kesinlikle bebeginiz icin Einstein videolarina sahip olacaksiniz. Sonra ona uyku ve yemek saatler inde Mozart calacaksiniz. Yoksa, henuz bir keman almadiniz mi?
Ya futbol, basketbol, yüzme, resim, karate, piyano, müzik, kayak, bale, tenis... sakin din derslerini ve dans derslerini unutmayin!
Ancak tum bu yapilmasi gerekenler arasinda, cocuklar gercekten cocuk olmaya zaman bulamiyorlar ne yazik ki. Sinirlarini zorlamasi icin zorlanan cocuklar kaygi ve endise belirtileri gosteriyorlar. Stres altinda olduklarinda, yakinlarinda yakin biri olmadan, yalniz kalmaktan korkuyorlar. Kendi icsel kaynaklarini kullanamiyorlar. Saglikli bir cocuk herhangi bir yerde eglenebilir. Londra'da, ya da bir katliamin ortasinda, kendisini mutlu edebilecek, cocuksu sakalari kullanabilir. Ancak tersi icsel kaynaklarin kullanilamadigina isaret eder.
Stres altindaki cocuklar yanlis yapmaktan da korkarlar, mukemmel olmak isterler. Hata yapan rol modelleri yoktur, bu da dunyanin gercekci olmayan bir bakis acisidir, hata kaldirmaz bir tutumu icerir. Fakat herkes aslinda hatalarin ogretici oldugu gorusune de katilir. Cocuklarimiz stresli ve kaygili olmaktan korumak icin yapilacak sey de onun cocuklugunu yasamasina izin vermektir, yani oyun zamani! Organize edilmemis, rehbersiz, bicimsiz, hayal urunu oyunlara imkan saglamak gerekmektedir ve daha az televizyon,
cunku medya dunyayi yetiskin bakis acisindan gosteriyor. Dolayisiyla
cocuklar merak ettikleri sorunlarin cevabini kendi cevrelerinden ve kendi gozlemleriyle bulmalilar, medyadan degil.
Cocuklarla daha fazla zaman gecirmek de gerekiyor, ister yemek ister uyku saatinde direkt cocuga yonelen bir ilgi de sart. Ayrica cocuklarin cogu zaman yeterli uyku alamadigina da dikkat etmek lazim. Cocuklar cok gec yatiyorlar ve ertesi gun de, uykularini alamamis olarak gidiyorlar. Bunun en buyuk sebebinin de tv oldugunu unutmamak gerekiyor. "
4 yorum:
Merhaba, bu postunuz çok ilgimi çekti, izin verirseniz blogumda bu yazınıza link verebilir miyim?
Merhaba, çok önemli bilgiler..Teşekkürler paylaştığın için.
HİSLERİME TERCÜMAN BİR YAZI...
Annelog, ne demek ...
Binnur ben de altına imzamı atarım. Ozellikle cevremde tam da yazının elestirdigi turden anneleri gordukce daha da cok katılıyorum yazıya...
Yorum Gönder