Ondan, bundan ve de şundan
Size iyi geldiğini düşündüğünüz, uzakta da olsa, hayatınızda olmasından mutluk duyduğunuz arkadaşlarınız var mıdır sizin? Özlem'ciğim, Baking Fairy'ciğim işte tam da böyle bir arkadaştır.
Etrafa pozitif enerji saçar, siz saatlerce mızır mızır mızırdansanız da, sizi hep gülümseyerek dinler, dinlemekle de kalmaz, size yürekten ve hatta canı gönülden cevap verir. Üstüne üstlük cesurdur. Ben şehrin bir yakasından diğer yakasına geçmek için bile dakikalarca düşünüp, her ihtimali gözden geçirip, ince eleyip sık dokumanın derdindeyken o gidip Costa Rica'da Organico adında, bence eşi benzeri çok az bulunur bir kafe açmıştır. Yanında birazcık da dursanız, pozitif enerjisinin size de bulaşmasına engel olamazsınız.
İşte bu canım arkadaşım Özlem'ciğim bir süredir İstanbul'da idi. Benim koşuşturmalarım, onun seyahatleri derken, nihayet çarşamba günü buluşabildik. Saatlerce konuştuk, her konudan ama her konudan. Ve Özlem bana yine çok iyi geldi.
Tabii, son zamanlarda bana çok iyi gelenler arasında, kocam, sevgilim, canım hayat arkadaşım Hakan'ın benim için organize ettiği doğumgününü saymazsam olmaz. Doğumgünü derken kısa bir kutlamayı kast etmiyorum. Hakan cidden koca bir günü organize etmişti benim için. Sırf o gün için, işten izin almıştı ki, Hakan'ı tanıyanlar, bunun onun açısından ne büyük bir fedakarlık olduğunu bilirler. İzin almış olması bile benim için en pahalı hediyeden bile daha kıymetli idi ki, Hakan bunun üzerine ilave olarak tüm gün boyunca benim bir dediğimi iki etmedi. Beyoğlu dedim, Ara Cafe dedim, Nişantaşı dedim, dedim de dedim, Hakan ise hiçbirine itiraz etmeden, benimle her yere geldi; ben o pasaj senin bu vitrin benim gezerken bile, yüzüne o ayakkabısı sıkıyormuş da canı çok acıyormuş ifadesini takmamaya gayret etti. Kocamla başbaşa geçirdiğim bu gün de bana çok iyi geldi.
Kuzum Nazlım ise, her zaman olduğu gibi, bir adet üstü çikolata kaplı kestane şekeri kıvamında. Hayatındaki en büyük derdi ise, yeni aldığımız şarj edilebilen elektrikli gırgır, yani onun deyimiyle dıydıy. Sürekli yanıma gelip "şakın bi daha dıydıyı çalıştıyma" ya da "şana kaç keye dıydıyı hızlı çalıştıyma dedim" diyor. Dırdırın çıkardığı sesten çok korkuyor kuzum. Ama sadece dırdırın çıkardığı sesten değil, elektrikli süpürge, mutfak robotu, saç kurutma makinası, matkap (Nazlı'nın dilinde makkat), mikser, blendır (Nazlıcası lilendıy), aklınıza ne gelirse çalıştığı anda bir kaçışı var ki, güleyim mi, ağlayım mı bilemiyorum. Bir de kuzucuk, bu korkularıyla kendi çapında baş etmeğe çalışıyor. En son, dırdırla arkadaş belki olurum da beni korkutmaktan vazgeçer umuduyla sanırım, kendisinin boş boş kemirmekten çok hoşlandığı dondurma külahından kopardığı parçaları, dırdırın önüne dizdi. Bana da "anne dıydıy acıkmış, ona mama veydim" dedi.
Son haberler işte böyle...
Bu arada biliyorum artık çok popüler bir konu değil ama yukarıdaki ineği İstanbul Cowparade'in en başarılı ineği seçtiğimi ilan etmek isterim. Adı paparazzi inek, yeri Nişantaşı'ndaki Beymen Brasserrie'nin karşısındaki elektirk direğinin arkası. Ha bir de Reasürans Çarşısı'nın girişindeki labtoplı, kahveli, kokoş mu kokoş Nişantaşı kadını inek var ki bence birinciliği paparazzi inekle paylaşıyor ama ne yazık ki resmini çekemedim.
6 yorum:
doğum gününün güzel geçmesine çok sevindim ve de çok özendim nihan. benimkine de az kaldı ve böyle güzel sürpriz yapacak bir eşim olmadığı için üzgünüm. yine de belki bişeyler yapar diyerek boş hayallere kapılmıyor da değilim. sonunda hayalkırıklığına uğrayacağımı bile bile.
elektrikli eşyalar konusunda yağmurda da durum aynı. çok korkuyor seslerinden. diğerleri neyse de saç kurutma makinesinden korkmasa iyiydi. kış geldi, ıslak saçlarla yine hasta olacak diye korkuyorum.
Matkaptan ben de çok korkuyorum:) aslında bu korku değil tam olarak: rahatsız oluyorum. Nazlışı anlıyorum yani:)
Doğum gününe çok özendim. erkes doğum gününde izinli olabilse keşke, yllık izinden sayılmasa ve bütün günü gönlümüzce geçirebilsek...
Benim favor ineğim de Metrocity'nin önündeki basketbolcu inek. Erdil Yaşaroğlu tarafından yapılmış:) Çok cici bi görsen.
Bu arada hala karşılaşamadık:)
Sevgiler.
Doğumgünün kutlu olsun Nihancım nice senelere sevdiklerinle...
Nazlışın söz dağarcığını kaydet yada yaz biryerlere,dırdıra bayıldım özellikle onun karnını doyurmasına. Maşallah akla bak.
Öpüyorum onu bol bol...
benim doğumgünüm benim bücürle çakıştığı için beni kimseye ciddiye almıyor artık:( ben de gerçi çok fazla üstüne gitmiyorum. çünkü 30 umundan bu yana pek kutlamıyorum. hatta 2 sene üstüste doğum günümde kaza yapınca (valla ben yapmadım. arkadan çarptılar) iyice soğudum.
arkadaşının seçimine bayıldım. güzel bir seçim. gecenlerde ben de yurtdışında yaşayan türklerle ilgili bir belgesel izledim. orda da levent isimli bir şahıs 8 senedir jamaicada yaşıyordu. otel açmıştı. adam işi tüm gün denize karşı hamakta keyif yapmak :) acaba bizde mi gitsek:) herhalde şu anki ülke durumumuzdan daha kötü olamaz.
Pınar,
Boylesi kapsamli bir dogumgunu organizasyonunu kendi basina akil edebilen erkek azdir. Yani Hakan'a "bak soyle soyle bir dogumgunu istiyorum, yoksa vay haline" demis olabilirim...
K.i.s.d
Ben de hic sevmem matkabi, bana disçilerin dolgu aletlerini hatırlatır çünkü. Metrocity'nin onundeki basketci inegi biliyorum. Cidden cok sirin. Karsilassak gercekten de ne guzel olur.
Bogurtlengozun annesi,
Tesekkur ederim. Bloga Nazlis'in soylediklerini ozellikle yaziyorum zaten.
Denizanasi,
Oglunla ayni gunde dogmus olman super bence.
Costa Rica guzel gercekten ama cafe isletmek zaten cok zor, arkadasim bunu bir de tek basina, aile arkadas ve hatta bir calisan destegi olmadan yapitigindan, galiba hamak keyfine pek vakti olmuyor
Nice yaşlara, keyifli geliyor sesin kelimelerden :)))
Yorum Gönder