16.10.07

32 yaş

Annemin benim yaşlarımdaki halini çok iyi hatırlıyorum.

Uzun dalga dalga simsiyah saçları, kıpkırmızı ojeli uzun tırnakları, dudağından asla eksik etmediği kırmızı ruju, benim şu an bile giymeye cesaret edemeyeceğim yükseklikteki topuklu muhteşem ayakkabıları ile annem benim için pırıl pırıl parlayan bir yıldızdı.

Hayattaki en büyük dileğim saçlarımın onunkiler kadar uzaması, ayaklarımın onun ayakkabılarını giyebilecek kadar büyümesi idi.

Her fırsatta annemin kırmızı rujunu sürer, tırnaklarımı kıpkırmızı boyardım.

Annem bir yere giderken takıp takıştırdı mı, ipin ucuna geçirilmiş kırık dökük bir kolye ucu da olsa, ben de birşeyler takmadan asla sokağa çıkmazdım.

Babam anneme hediye mi aldı, bana da birşeyler almadıysa, kendimi oradan oraya atar, bağıra çağıra ağlar; beni mülayim, sessiz sakin bir çocuk olarak tanıyan herkesi dehşete düşürürdüm.

Ben kızımdan biraz daha büyük, annem benim şu andaki yaşımdayken, anneme hayrandım. Hayran olmanın ötesinde, ben kızımdan biraz büyük, annem benim şu andaki yaşımdayken, hayattaki tek isteğim annem gibi olmaktı.
Oysa hayatımın o rüya yılları geçip de, okulla beraber hayatın gerçekleri ile yavaş yavaş ve birer birer karşılaşmaya başladığım andan itibaren annemden en çok duyduğum cümle şu oldu "aman kızım benim gibi olma".

Neden kendisi gibi olmamı istemezdi annem? Binbir güçlükle okuyup sahip olduğu, ancak 5 sene yapabildiği çok sevdiği işinden bana bakabilecek kimseyi bulamadığından ayrılmak zorunda kaldığı için. Ben okula başlayıp, kardeşim de "ele avuca iyice geldikten sonra" tekrar işe dönmeye niyetlendiğinde, kardeşimi anaokuluna göndermeğe kıyamadığı için. Bizim tok olmamız, sağlıklı olmamız, babamın işe temiz pak gitmesi, eve geldiğinde evi temiz, yemeğini sıcak bulmasının zamanla hayatının tek gayesi haline gelmiş olmasından. Ben ve kardeşim kendi hayatlarımızı kurup da kendi yolumuza gittikten, artık babamla paylaşabileceği pek birşey kalmadığını fark ettikten sonra, sudan çıkmış balığa döndüğü için.

Annem, benim ileride kendini sadece çocuklarına, kocasına, evine adamış bir kadın olmamı istemediğinden "aman kızım sakın benim gibi olma" dedi bana hep. İstedi ki, ben birgün o ya da bu sebepten dolayı kendi başıma kalırsam, elimde sadece bana ait bir hayatım olsun. Çocuğumdan, evimden, kocamdan bağımsız olan...

Bugün, 32 yaşımı bitirdiğim bugün, dönüp de hayatıma bakınca hangi noktada olduğuma karar veremiyorum. Annem gibi mi oldum? Birgün, hayat bu, olur da şu anki yaşantım, allak bullak olursa, elimde ne kalacak?

Zor sorular bunlar, daha fazla deşmek istemediğim ince konular. Orta yaş krizi yaşıyorum belki de, o yüzden doğumgünümde, pasta yiyip sevdiklerime sarılmak yerine, kafamda binbir tane soru dönüp duruyor.

Farkındayım, ben de şu an kuzumun parlayan yıldızıyım. Galiba en iyisi, çok uzun sürmeyecek bu dönemin tadını çıkarmaya bakmak.

Doğumgünüm kutlu olsun...
Resim notu: Resim annemin üniversite yıllarından. Ne yazık ki benim yaşlarımdaki halinin bir resmini bulamadım. Annem sağdaki uzun saçlı olan...






9 yorum:

Tabiat Ana dedi ki...

doğum günün kutlu olsun mutlu yıllar

anne dedi ki...

Sevdiğim bloglardan birinin adı
- ki linki var bende- ..sana söyleyesim geldi yazını okuyunca "transit umbra, lux parmanet.Fata viam invenient"(Gölge geçer, ışık kalır.Yazgı kendi yolunu bulur.)
Söylenebilecek en iyi şeyi sen kendine söylemişsin aslında.Mumlarını üfle, sevdiklerine sarıl.Bırak 32yi 3 gibi 2 gibi keyif al, bugün senin günün:)
Boşver hesapları, İYİKİ DOĞDUN..

denizanasi dedi ki...

doğum günün kutlu olsun.. çocuk miladi bir tarih gibi. öncesi ve sonrası gibi.. sanırım artık geçmişe dönmeyip gelecekte neler olabilir. neler farklı yapılabilinir diye düşünmek gerek. dedigin gibi daha çok anın tadına bakmak.

YILDIZNAF dedi ki...

Dogum gunun kutlu olsun Guzel Anne...

k.i.s.d. dedi ki...

Canım doğum günün kutlu olsun.

Kaybettiklerine değil elindekilere bak. Yarının neler getireceğini bilmiyoruz henüz.

Kocaman sevgiler.

Benim Hayatim dedi ki...

Çok içten bir yazı olmuş ruh halini hissederek okudum.

Yukarıdaki söylenenlere katılıyorum.

Nice mutlu yıllara!

YILDIZNAF dedi ki...

Sevgili Nihan,
Ben guzel annecigini gonulden anliyorum bir kiz cocugu annesi ve calismayan bir insan olarak. Ama cevreme soyle bir bakiyorumda, hayatda mutlu ve huzurlu olmak icin calismak sart degil gibi geliyor bana. Annecigin sizlere emek verdi sadece ama siz de topluma faydali piril piril insanlar olarak onu onurlandirdiniz. Yani emekler bosa gitmedi. Simdiden sonra kendisini muzige, tiyatroya, hobilere, gonullu faydalar saglayabilecegi derneklere yonlendirebilir. Ruhunu bu kadar bunaltma lutfen. Nasil mutlu olacaksan oyle davran derim ben haddim olmayarak. Sevgiyle kal...

pınar dedi ki...

doğum günün kutlu olsun nihancım. anne-kız ilişkisini de ne güzel anlatmışsın. zevkle okudum.
nice yıllara...

Nihan dedi ki...

Tabiat ana,
Cok tesekkur ederim.

Ahu,
Hemen bakacagim o bloga

Denizanasi,
Sanirim benim icinde bulundugum psikolojinin cocukla alakasi pek yok. O hayatimdaki en iyi, en anlamli, en pozitif sey cunku. Sanirim 32 yasina basmanin agairligini yasadim bir an, zira en son baktigim 29 yasindaydim.

K.i.s.d,
Daha ne kaybettim ne kazandim bilmiyorum ama sanirim kazandiklarimin yanin da kaybettiklerim, eger varsa, bahsedilmeyecek kadar kucuk boyuttlar.

Mucevher Kutusu cok tesekkur ederim.

Yildinznaf,
Once dogumgunu dileklerin icin tesekkurler. Yok calisip calismamak degil benim derdim. Zaten bizler gibi insanlarin gidip disarida para kazanmasalar da calismiyor olduklarini soylemek bence mumkun degil. Galiba, annem gibi ileride hayatimdan ve secimlerimden pismanlik duymaktan korktum bir an. Ama dusununce de anneminkiler de istekli yapilmis secimlerden cok mecburiyetten atilmis adimlar. Yoksa cok sukur ben su an icin en azindan hayatimdan memnunum.

Pinar,
Cok tesekkur ederim.