Bu akşamüstü marketten dönerken bizim köşedeki çiçekçinin hayatta en sevdiğim çiçek olan nergislerden ve de rengine bayıldığım leylaklardan sattığını gördüm.
Nergisi kokusunu ilk duyduğum andan beri çok severim, leylağı ise Nazlış'a hamile iken mor renge aş erdiğimden beri.
İnsan renge aş erer mi demeyin, ben erdim, Nazlış'la hamile kalana kadar mor renkle hiç alakam olmazken, hamileliğim ilk anlarından itibaren mor renkli herşey beni çekmeye başladı.
Öyle ki kızımın odasını da mosmor yaptım.
Kıyafetlerinin çoğu da mor.
Çiçekleri görünce almak istedim ama çiçekçi arabayla duramayacağım bir yerde olduğundan alamadım.
Eve gider gitmez Hakan'ı aradım.
Dedim ki eve gelirken çiçekçiden nergis al, leylak al.
Tabii ideali kocamın bu çiçekleri görüp "a karımın en sevdiği çiçekler" deyip kendiliğinden almasıydı.
Ama sanırım benim buraya taşındığımızdan beri süregelen "bak köşedeki çiçekçi en sevdiğim çiçeklerden satıyor, sense farkında bile değilsin, karıma alayım şunlardan demiyorsun hiç" dırdırdırımdan bunalmış olan canım kocam, çiçek istedin al sana çiçek diyerek bana bir kucak dolusu çiçek getirmiş.
Çok da iyi yapmış.
Ev şu an mis gibi nergis ve leylak kokuyor.
4 yorum:
Öyle anlatmışsın ki kokusu büroma doldu :). Ben de bayılırım mora ve bu harika çiçeklere. Yazarım yazarım hep aynı şeyi yazarım. Nasıl da benzer yaşıyoruz... dırdırlarımızı bile :)).
Öpüyorum.
Benzer yaşadıklarımı bulabilmek beni çok mutlu ediyor Defne. Hakan söz verdi birkaç günde bir tazeleyecek çiçeklerimi, en azından nergis mevsimi geçene kadar. Hadi bakalım diyorum.
:)))hakikaten mis, siz bir de dalında duysanız kokularını..
nergisin güzeli benim saklı cennetimde yetişir!ama ablası mor olanın adı sümbül, küsmesin sonra sana:)
bi de tüyo-biliyorsundur ya da farketmişsindir belki- nergis hiç sevmez sıcağı; mümkün olan en soğuk yerde tutarsan en uzun süre kokusunu hediye edecektir size..
Ahu sumbul degil mi o. Ay cok utandim bak simdi...
Yorum Gönder