28.7.08

Can Boğazdan Gelir

Gerçekten de...


Almancada derler ya; du bist, was du isst (ne yersen osun) diye, ne yediğimizin sağlığımızı ondan da ötesi hayat kalitemizi ne kadar etkilediğinin son birkaç aydır farkına vardım ben.


Kendimi bildim bileli, midesine çöplük muamelesi yapmış, sevdiği şeylerden istediği kadar yiyebilmenin dayanılmaz hafifliğini sonuna kadar suistimal etmiş olan ben, metabolizmamın teklemesiyle beraber, şuradan da cümle aleme duyurduğum üzere daha sağlıklı ve de-nasıl desem-hafif bir beslenme düzenine geçmiştim.


Kaç ay oldu bilmiyorum ama bir süredir bizim mutfakta sebze ve bakliyat daha çok pişer, buzdolabımız sadece Nazlış için alınmış meyveler dışından da meyvelerle dolar oldu.


Bu beslenme şekli bana çok yaradı.


Gördüm ki, ben eski beslenme şeklimle kendime işkence ediyormuşum.


Vücudum gereksiz bir ağırlık taşıyormuş.


Zaman zaman baş gösteren ve de beni uzunca bir süre terk etmeyen depresif hallerimin nedeni bu beslenme şeklimmiş.


Ama bundan da ilginci fark ettim ki, ben et sevmiyormuşum.


Daha doğrusu çocukken annemle aramızda çetin savaşlara neden olan et antipatim hiçbir yere gitmemiş olduğu gibi yerinde duruyormuş.


Henüz vejetaryan sanırım olmadım, olur muyum onu da bilemiyorum ama etsiz de çok güzel idare edebiliyor, hatta hayatımdan daha da memnun olabiliyormuşum.


Şu an-diğer işlerimin yetmezmiş gibi, ki aslında yetmiyorlar da- en büyük meşgalelerimden biri aşık olduğum yaz sebzeleri ile aslında hepimizin bildiği klasik yemeklerde ufak oynamalar yaparak etsiz (ve bence son derece sağlıklı) yemekler üretmek.


Bu tabii benim mutfakta geçirdiğim süreyi bir parça uzatıyor zira Nazlı kuzumun etinden sütünden yumurtasından geri kalmasını asla istemediğimden tencereler bazı günler iki posta kaynıyor.


Allahtan sevgilim memnun hayatından da, o cepheden ekstra iş gelmiyor.


Bu çabam, bu nizam-ı cedid ne kadar devam eder bilemiyorum ama ben naçizane bazen benim uydurmam, çoğu zaman benim yorumlamam olan bu yemekleri ayrı bir blogda toplayayım dedim. Adını da Can Boğazdan Gelir koydum.


Amaç daha çok kendime bir tarif defteri yapmak sanırım ama bu arada istedim ki tarifleri başkaları ile de paylaşayım.


Fotoğraf koymaya çalışacağım dersem yalan olur, büyük ihtimal koyamayacağım çünkü öğrendim ki doğru düzgün yemek fotoğrafı çekmek ciddi prodüksyon gerektiriyor ve de benim yemeği hazırlayıp servise hazır hale getirmem arasında geçen zamanda ben de mutfak da tam olarak bir meydan muharebesinden çıkmış gibi oluyoruz.


İlk tarifi hemen az sonra koyacağım.


Bakalım bu iş nereye kadar gidecek.

Hiç yorum yok: