8.1.09

Mazeretim var...

Oysa sabah kafamda tasarladığım yazı bambaşka idi...

Sonra herşey üstüste gelmeye başladı.

Zaten gece uyuyamamıştım (bir daha yemekten sonra kahve mi, tövbe)

Sabah çok erken uyandım ama berbat bir halde.

Günlerdir süren nezlem daha da kötü olmuş bir şekilde. Başım külçe gibi, kulaklarım vınvın...

Nazlı kuzumla sabah öpüşü kokuşundan sonra duş ve bingo tam 10 dakika lenslerimi takmakla uğraşıyorum. Oysa bunlar bir takınca 1 ay çıkarmam gerekmeyen lensler ama güvenemiyorum, teknolojiye şüpheyle yaklaşanlardanım ben. Sert lensleriyle gece uyuyup gözleri iltihaplanan sonra lenslerini operasyon ile çıkarmak zorunda kaldıkları bir arkadaşım vardı bir zamanlar. İşte onun gibi olmaktan korkuyorum. Evet o lensler artık tarih oldu ama ben yine de tedbiri elden bırakamıyorum.

Sonra bin defa seyrettiği Dora'nın Cadılar Bayramı bölümündeki korkuluktan yine ölümüne korkan Nazlış'a sarılıp korkuluklu bölümün geçmesini bekliyorum. Bir 10 dakika daha gidiyor...

Sonra Nazlı ona seçtiğim kıyafetleri, saçlarını soktuğum şekli, eşyalarını koyduğum çantayı onu bunu şunu beğenmiyor, her defasında dil dökmek zorunda kalıyorum. Ama sabrım yavaş yavaş tükeniyor ve evet sonunda kuzucuğa patlıyorum. İşte bütün gün sürecek vicdan azabı ve üstüne işe çoktan geç kaldım bile...

Arabaya biniyoruz, camların buğusu bir türlü açılmıyor, siliyorum ama yine de olmuyor, reziztans işe yaramıyor, Nazlı anne müziiiiiiik diye bağırıyor, onun sevdiği radyo (pardon radro) kanalını bulamıyorum, kendiminkini de, bu sabah müzik yok Nazlı diye çıkışıyorum, vicdan azabım katmerleniyor.

Geri geri çıkarken taksinin biri herhalde 7 aylık ya da yetişmesi gereken mühim bir işi var, mesala kıraathanede veya durakta arkadaşları ile çay içip burnunu karıştırmak gibi, arkamdaki daracık yerden geçmeye kalkıyor, adama bağırıyorum, galiba o da bana, sonra sağlı sollu arabaların park ettiği ve nedense çift yönlü olan daracık yokuşta sağdaki kadın lap diye arabasının kapısını açıyor, yuh be kadın bir arkana bak diye kornaya asılıyorum, karşıdan yine bir taksi geliyor, salak kadının kapısı açık, ben varım ve adam kalan yerden geçmeye çalışıyor, hadi ona da sevgilerimi fışkırtıyorum.

Artık bende ip iyice kopuyor, galiba o an ciddi ciddi çıldırıyorum, Nazlış arkada koltuğunda, pembe, taa Bakırköy'e gittik onu almak için, dehşet içerisinde sus pus oluyor.

Tek istediğim kuzuyu okula bırakıp, kendi okuluma gelip, işlerimi biran evvel halledip sonra kuzuyu okuldan alıp eve gitmek, kanepede mayışmak, Hakan'ın dün yaptığı zeytinli ekmeği kemirmek.

Çünkü hastayım, çünkü yorgunum ama herşey üst üste geliyor.

Neyse Nazlı kuzumu okula bırakıyorum, sevdiğim radyo kanalını biliyorum. 87.7 Billboard Radio. Çocukluğumdan bir şarkı çalıyor. Naughty Girls Need Love Too. Ben bunu annelerin de tatile ihtiyacı vardır diye kendime uyarlıyorum. Kim söylerdi bu şarkıyı? Samantha Fox mu? Çok yakın bir arkadaşım vardı bir zamanlar, ne kadar oldu görmedim, odasının tamamı Samantha Fox'un posterleri ile kaplıydı. Odasında oturup bilgisayar oynarken (Commodore 64) kafamı nereye çevirsem hatunun göğüsleri ile burun buruna gelirdim. Sonra seneler sonra, kendisinin lezbiyen olduğunu öğrenince arkadaşımı arayıp haber vereyim dedim ama çekindim. Kadın evlendin barklandın, çoluk çocuğa karıştın, hala zevzeklik peşindesin der, diye.

Okula gelince giriş ve yemek kartımı evde unuttuğumu fark ediyor, beni kapıdaki güvenlik görevlileri ile bir kez daha muhattap olmak zorunda bırakan kör talihime kızıyorum

Asansörde kendime bakıyorum, Naughty Girls'ü dinelediğim günler dün gibi ama ben galiba artık yaşlanıyorum. Ay bu aralar galiba gerçekten orta yaş bunalımı yaşıyorum.

















Naughty Girls Need Love Too - Samantha Fox

4 yorum:

Gülfer dedi ki...

Üniversite yıllarım bile 10 yıl geride kalmış!!! Orta yaşlılar klubüne ben de katılabilir miyim? :-(

Terslikler de geldi mi hep üst üste gelir di mi? Şu evren ve yaydığımız enerji olayı doğru galiba. Ben de ne zaman hafiften gerilmeye başlasam bir bakıyorum işler çığrından çıkmış!

Umarım günün sonu huzurlu ve keyifli olur. Bir an önce iyileşip pozitif enerji yayman dileğiyle :-)

Gülfer dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Tabiat Ana dedi ki...

geçmiş olsun nihan,
hastalık insanın sabır noktasını azcık üşürüyor sanırım :)
banada olur öyle birde hastayken çok bunalınca ateşler basarya bende o noktada hep patlamaktan(gerçekten booom diye)ya da kulaklarımdan ateş fırlatmaktan korkarım :)
umarım çabuk geçsin.

denizanasi dedi ki...

yaa bakırköye kadar gelip bana uğramamak ha.. alcağın olsun :)