9.5.09

Küçük bir açıklama ve küçük bir gelişme

Bir önceki yorumuma son derece moral veren yorumları için Esra'ya, Gülfer'e, Ruhdağı'na ve Yeliz'e çok ama çok teşekkür ederim. Yazımı bir kez daha okuyunca fark ettim ki, yazıdan asıl üzüldüğüm noktanın Nazlış'ın şiirini okuyamaması olduğuna dair bir sonuç çıkarmak mümkün. Ki altını çizerek belirtlemek isterim, ne bu olayda ne de başka bir konuda kızımın huzuru ve mutluluğu dışında başka hiçbir endişe kaynağım olmamıştır. Kızımı başka çocuklarla kıyaslamam, çocuğunu başka çocuklarla kıyaslayan annelerden haz etmem (bu yüzden arama mesafe koyduğum arkadaşlarım var benim), çocuğunun herhangi bir alandaki sözde başarısı ile kendi şahsi hırslarını tatmin eden ebeveynleri esefle kınarım.

Dünkü olaya gelince... Nazlı, yorum bırakan arkadaşlarımın da dediği gibi birşeyden rahatsız oldu evet. Ben neden olduğunu iyi kötü tahmin edebiliyorum. Ancak dün o kadar yorgun ve o kadar bezgin bir ruh halindeydim ki, Nazlış'a yardım edemedim. Yapamadım yani, gücüm yoktu. O kontrolden çıkınca tek düşünebildiğim şey kendi sükunetimi koruyabilmek oldu. Çünkü onu kolundan sürükleyip eve götürmemek için kendimi zor tuttum. O an annelik yapabilecek gücü bulamadım kendimde. Aslında Nazlış gibi tepine tepine ağlamak isteyen bendim. Kendimi de işte bu yüzden çarpı kırk kere kötü hissettim.

Üstüne müdürün tepkisi, diğer velilerin bakışları (belki de ben çok alınganım bu konuda ama Esra keşke senin dediğin gibi buradaki anne babalar da "bizde de var bundan bir tane" deyip geçseler. Burada herkes herşeyin uzmanı ve eleştirmeni ve elimde değil ben buna çok sinir oluyorum), vs. vs. derken çok fazla geldi herşey. Yoksa ne gösterinin bir önemi var benim için ne de şiirin, ne de başka birşeyin.

Kuzucukla başbaşa bir cumartesi, koyun koyuna bir öğlen uykusu, onun bana durup durup "annecim Anneler Günü'n kutlu olsun" diye sarılması, onun hayatında ilk defa trene binmesinin heyecanına ortak olmak, m.büste anneanneye giderken bıcır bıcır konuşmasını dinlemek, vapurda "çal kapıyı, bak pencereden" oynamak iyi geldi ama.

Bu arada şu haberi de vereyim dedim. Sanırım kurbanlardan biri de biziz zira olayların oluş şekli bizim başımıza gelenlerle birebir örtüşüyor. Yuh diyorum başka da birşey diyemiyorum.

4 yorum:

ruhdagı dedi ki...

Anneler Gününü Kutlarım Nihan. Nazlı'yla keyifli bir gün geçirmenizi dilerim.

denizanasi dedi ki...

bak bu alınganlık bende had safhada mevcut. sanırım herşeyi ama herşeyi bu kadar çok içimizde büyütmemiz bundan kaynaklanıyor. ben de " aman insanlar ne düşünürse düşünsün" diyemiyorum. geçen gün yakın bir arkadaşım ve aynı zamanda da komşum olan bir arkadaşımla parkta karşılaştık. aralarında birkac ay var. herkes evine gitmeye hazırlanırken ikiside avazları çıkana kadar bağırmaya başladılar. ne yaptıysam ikna edemedim. mecburen akşam üstü de olsa onlara ugramak zorunda kaldık. neyse kavga dövüş bir 30 dk kaldık. ama babası evde bizi bekler, arkadaşın kocası geldi.insanlar yemek yiyecek. bizimki gelmez. delirdim. nasıl ağlama, nasıl bir böğürme. tüm apartman, hatta eve gidene kadar tüm sokak pencereye çıktı. işte ben de o zaman kendimi en başarısız anne hissettim.. eve geldikten 1 saat sonra koyun koyuna uyuduğumuzda hersey unutulmuştu.

sanırım biz de onlar gibi yapıp çabuk unutmalıyız.

bu arada anneler günün kutlu olsun :)

Anne ve Bebisi dedi ki...

Sevgili Nihan, herseyin duzelmis olmasina cok sevindim ki zaten boyle olacagindan da emindim :) Seni az cok yazilarindan takip ediyor, nasil bir gorusun, yaklasimin oldugunu yine yazdiklarina bakarak tahmin edebiliyorum. O yuzden senin gosteriyi falan takmadigindan, Nazli'nin sahneye cikip cikmamasini dert etmediginden de emindim. Ve maalesef cocuklarini bir nevi fanus icinde yetistirmeye kalkisan anne-babalarin tutumlarini da tahmin edebiliyorum. Yine de uzulme, biz seni uzaklardan da olsa, sanal da olsa cok iyi anliyoruz :))

Anneler gunun kutlu olsun :)

yeliz dedi ki...

anneler günün kutlu olsun, nazlışa sevgiler