3 tane teşekkür, 2 tane açıklama
İlkokul 2. sınıftan beri aralıklarla da olsa günlük tutuyorum. Bu blog da bu alışkanlığın bir ürünü zaten.
Dünkü postu yazarken günlüğüme başıma gelen bir olayla alakalı not düşmekten başka bir amacım yoktu. Dolayısı ile dünkü yazım üzerine, 3 tane, müsade ederlerse, arkadaşım diye tabir edeceğim bloggerın bana hiç tereddüt etmeden yardım ellerini uzatmaları beni öncelikle şaşırttı. Ama daha çok duygulandırdı. Hem de inanılmaz bir şekilde. Banu, Yok ki ve Pratik Anne... Bilmiyorum ki sizlere nasıl teşekkür edeyim. Bana yardım etmeyi aklınızdan geçirmiş olmanız bile çok değerli benim için. Umarım birgün bu samimiyetinize ve iyi niyetinize duyduğum minneti size gösterme fırsatım olur. Şimdilik sadece kelimeler var elimde. Tekrar tekrar çok çok ama çok teşekkürler.
Şimdi gelelim açıklamalarıma.
Oldum olası birşey anlatırken abartılı kelimeler seçerim. Arkadaşlarım (özellikle iki tanesi) çok dalga geçerlerdi bu yüzden benimle. Dolayısı ile dünkü yazımda kocama "geç kalacaksan hiç gelme" dediklerini yazdığımda aslında kastettiğim şu idi... Kocam 1.5 günlük seminer şeklinde bir toplantıya gidecekti, yaptığı işle meşgul dünyanın dört bir yanından gelen meslektaşının katıldığı. Toplantının organizatörüne olan aksilikten dolayı gelemeyeceğini yazdığında organizatörün verdiği cevap "seminer zaten 1.5 gün, siz ilk günün tamamını gecikmeden dolayı kaçırıyorsunuz. Yarım gün için 10 saat uçmanıza gerek yok, isterseniz geri dönebilirsiniz, biz masrafları karşılarız" şeklinde idi(miş). Uçmaktan nefret eden, daha birgün önce 11 saat araba kullanmış olan kocamın da bu tabii ki çok işine geldi. "Geç kalacaksan hiç gelme" sadece benim abartma sanatına düşkünlüğümden ve de olayı en kestirme şekilde özetleme çabamdan kaynaklanan kendi öz tabirim. Organizatörün benim olayı bloguma ne şekilde yazdığım konusu ile muhtemelen hiç ilgilenmeyeceğini tahmin etmekle beraber, bu açıklamayı yapmayı onun açısından bir borç bilirim.
İkinci açıklamam ise kocamın başına gelen aksiliğe neden olan Alman havayolu şirketi ile ilgili. Sanırım havayolu şirketinin hangi şirket olduğu çok bariz. Şirketin adını L.hansa şeklinde yazmanın tek nedeni, bir gün çok alakasız bir konu ile ilgili google'da arama yaparken kendi bloguma denk gelmiş olmam, böyle arama motorlarını alakalı alakasız kullanan bir sürü insanın aynı şekilde bloguma ulaşabilecekleri gerçeğinin bir anda kafama dank etmiş olması ve bazı bloggerların arama motorlarına malzeme olması kuvvetle muhtemel kelimeleri o yüzden oralarına buralarına nokta koyarak yazdıklarını nihayet anlamış olmamdır. Evet, ayarlardan blogumu arama motorlarına kapattım ama kocamın deyimi ile "biz yine de tedbirimizi alalım da", değil mi? Yoksa L.hansa'yı ifşa etmemek gibi bir amacım zaten olamaz. Kaldı ki ilgili yerlere gerekli şikayetler çoktan yapıldı bile... Biz de kocamla birlikte olayı herkese anlatarak, negatif reklam yapma çabası içindeyiz. Ama bir de şöyle bir durum var. Yok mu arkadaşım bunun bir ortası?
Neyse pek yakında Barcelona izlenimlerim ve 4.5 yaşında bir minişle yurtdışı seyahatin zorlukları konusunda tecrübelerim ve de annelikle ilgili son duygularımla yeniden karşınızda olacağım.
Ha bir de unutmadan, pazar günü B. Saat'i gördüm. Mini minnacık bir kız çocuğu imiş daha meğersem. Ve gerçekten de topuklu ayakkabılarla yürüme özürlü. Şimdilik, Nihan kaçar...
2 yorum:
hay allah 2 postu da şimdi okudum, çok geçmiş olsun özellikle de eşine, havaalanında gecelemek fena çok fena...
:)) aynen. ben de 2. postu şimdi okudum. eşinin fazla mağdur olmamasına sevindim. bekliyoruz tatil maceralarını:)
Yorum Gönder