Austin Chronicle 1
Sabahın 5’i ve ben Austin’e doğru yola çıkmaya hazırım.
Üzerimde 15 gün sürecek yolculuğa sadece 2 valizle çıkabiliyor olmanın haklı gururu, tam 6 sene sonra Austin’e gidiyor olmanın dayanılmaz heyecanı var.
Aktarmalarla, vs’lerle neredeyse 24 saat sürecek yolculuğumuz.
Ve Nazlı.
Sabahın köründe bile full enerji olmayı nasıl başarabiliyor bilemiyorum. Zannedersem kendisine Amerika’da “hayal kahramanları” ile tanışacağını söylemiş olmamızın da bu halinde etkisi büyük. Bu arada hayal kahramanı onun lafı, bizim değil. Nereden duydu bilemiyorum.
Yolculuğumuzun Londra’ya kadar olan ilk ayağı sorunsuz geçiyor.
Bunun tüm kredisini ben üstüme alıyorum, zira yol boyunca Nazlış’ı meşgul tutabilmek için günlerce plan, lojistik ve fizibilite çalışmaları yaptım.
Daha önceki tecrübelerime dayanarak ve bu konuda benden çok daha deneyimli olan arkadaşların tavsiyelerine uyarak Nazlış’a bir sürpriz çantası hazırladım.
Çantanın kendisi bile bir sürpriz, pespembe çekçekli bir bavul. Nazlış’ın boyutlarına uygun, kabine almaya müsait.
İçinde ise, Nazlı’şın sevgili oyuncağı Nazlı Bebek ve yeni seyahat kıyafetleri; 6 tane seyahat boyu oyun hamuru; 3 tane falet (yani faaliyet) kitabı; uçları kırılmayacak, körelmeyecek, pastel boyalar gibi oraya buraya bulaşmayacak yeni boya kalemleri; hep beraber oynayabileceğimiz minyatür bir domino oyunu; Nazlış’ın olmazsa olmazı Do.ra ve Bo.ot’su; bir paket ha.ribo şeker; bir kutu bo.nibon; bir paket çu.buk kra.ker; ve Nazlı ile benim en büyük tutkumuz E.ti Neg.ro var. Nazlı bunların hiçbirini önceden görmedi.
Sabah kalkıp da kapının önünde bavulunu görünce çok mutlu oldu.
Uçağımızı beklerken başladık bavulun içindekileri teker teker çıkarmaya.
Birer birer ama...
Bir şeyden iyice bıkmadan ötekine geçmedik.
Uçakta ise önce kahvaltı sonra kısa bir şekerleme derken vakit hemencecik geçiverdi.
Uçaktan inip de Heathrow’da terminal değiştirirken ve yeniden check-in yaparken biraz mızırdandı ama o kadar kusur kadı kızında da olur dedik.
Ve sonra sıra geldi yolculuğun en zorlu ayağına; Londra-Dallas arası uçuş.
Sürpriz bavulu, tahmin ettiğim üzere, Nazlış’ı bir yere kadar oyaladı.
Ame.ri.can Air.lines’ın anneannemin genç kızlığından kalma uçaklarında eğlence konsolu yoktu.
Yemekler iğrenç, hostesler korkunçtu (AA ile kıyaslayınca bizim thy 8 yıldızlı otel kalitesinde kalıyor. Zaten ben genel olarak çok beğeniyorum thy’yi, bir sürü insan yönetim ve hükümet yüzünden inanılmaz eleştiriyor thy’yi ama bence aslında çok başarılılar).
Hiç gece görmeden uçacağımız için hosteslerin rica, pardon komutları, üzerine herkesin camının karartmasını indirmesine rağmen, tam bizim hizamızdaki g.z’lı camını yol boyunca açık tuttu ve dışarı seyretti. Ne gördüyse o kadar yüksekte artık? Dışarıdan sızan ışık yol boyu gözümüzün içine girdi. Ve tabii Nazlı’yı artık gece olduğu ve uyumamız gerektiği konusunda ikna etmek mümkün olmadı. Hostesler kızar diye korkutarak ancak 2 saat uyumasını sağlayabildim.
Ama tüm bunlara rağmen kuzum tam bir melekti.
Ağlamadı, sızlamadı, şikayet etmedi.
Dallas’a indikten sonra kapıdaki görevlinin bana 2 saat soru sorması nedeniyle Austin uçağını kaçırma tehlikesi ile karşı karşıya kalınca; 3 kere güvenlikten geçip her defasında bilgisayarımı ve ayakkabılarımı çıkarınca bozulan sinirlerimin de etkisiyle kuzumu kolundan çekerek uçağa koşturmak zorunda kaldım. O zaman bile sesini çıkarmadı meleğim.
Yolculuğun Dallas-Austin kısmını zaten hatırlamıyorum çünkü resmen kendimden geçmişim.
Austin’e indikten sonra kiraladığımız arabayı teslim alma işlemleri, bavulların çıkması vs derken zaten saat akşam 8 oldu. O sırada Türkiye’de saat sabaha karşı 4 idi ve Nazlı sadece 2 saatlik uyku ile duruyordu. Artık sonlara doğru bağlantıları birbirine karışmaya başladı kuzunun. Bende de sabır namına artık birşey kalmamıştı... Biraz arbede çıktı aramızda ne yazık ki.
Otele gelince hemen yatağa attık kendimizi.
Ve tabii jetlag olduk, Texas saati ile beş buçukta hepimiz ayağa dikildik.
Devamı az sonra.
Not: Şu an okulumun küçük kütüphanesindeyim. Nasıl özlemişim buranın kokusunu. Bilmiyorum geri dönebilecek miyim İstanbul’a...
1 yorum:
Donme bosver :))
Sevindim bu sartlar altidna iyi bir yolculuk gecirmenize :) Umarim tum surec ve donus iyi gider :)
Yorum Gönder