4.4.07

Ondan bundan





- Öğretmeni Nazlı'nın saçlarını sürekli değişik şekillere sokuyor. Kızımın iki tel tüycük saçları ile böylesine modeller yaratabildiği için kendisini tebrik ediyorum. Yüzdeki boyaları çok onayladığımı söyleyemeyeceğim gerçi.

-Geçtiğimiz cuma günü Nazlış okulu kırdı. Çok hasta olmamasına rağmen okulu arayıp nezlesinin geçmediğini, o yüzden evde kalacağını söyledim. Ama aslında kardeşim ve annemle buluşmaya gidecektik. Neden doğruyu söylemedim, bilemiyorum. Sanırım korkak öğrenci psikolojisi ki bende travmatik ortaokul ve lise yıllarımdan beri mevcut. Kızıma da kötü örnek oldum. Okulu kırma konusunda değil tırsık öğrenci psikolojisi konusunda. Neyse herşeye rağmen çok güzel bir gündü. Nazlı dayısı ve anneannesi ile bol bol oynadı. Onlara oyuncak aldırdı. Ve türlü şımarıklıklar yaptı. İstedikleri olmayınca kendini yere attı. Ben de bezdim "ne halin varsa gör" dedim. Yoldan geçen insanlar beni sanırım kınadı. Nazlı öyle kolları yanda kıpırdamadan yatarken yanımızdan geçen bir grup genç kızdan bir tanesi "kalk bak köpekler geliyor, seni kovalarlar yoksa" tarzı birşeyler söyledi. Ülkemizde hakim olan "polis geliyor, bak bu amca iğneci susmazsan sana iğne yapacak, sus seni bohçacıya veririm" olarak özetleyebileceğimiz bu tür anlayışı hiç tasvip etmeyip, kızımı bundan olabildiğince uzak yetiştirmeye çalıştığımdan inanılmaz sinirlendim. "Hanım, hanım, sen kim oluyorsun da benim çocuğumu korkutmaya çalışıyorsun, üstelik benim kızım hayvanları çok seviyor, ben 2 senedir kızım annesi gibi köpeklerden korkmasın diye yanımdan geçen sokak köpeklerinden korkmuyormuş rolü yapıyorum biliyor musun ? Sen benim kızımın kafasını nasıl karıştırırsın?" demek istedim. Ama o sırada kafası gerçekten de karışmış olan Nazlı "anne köpek mi (sanıyorum anne köpekler beni kovalar mı mealinde)" diyerek bana doğru koşmaya başlamıştı. Onun yerine kızıma köpeklerin onu kovalamayacağını, köpeklerin onu ancak seveceklerini anlatmayı tercih ettim. Annemse eve dönene kadar kızlara söylendi.

-Nazlı artık evcilik oynamayı çok seviyor. Üç tane en sevdiğimiz bebeğimiz var. Nedense üçünün de adı Ayşe. Ben ayırt edebilmek için onlara "Birinci Ayşe, İkinci Ayşe, Öteki Ayşe" diye hitap ediyordum, Nazlı da şimdi öyle diyor (ki ayırt etmek her zaman mümkün olmuyor bu bebekleri zira 2 tanesi birbirinin tıpatıp aynısı. Ayrıca bebeklerin çıplak olması da bir tesadüf değil. Nazlı bebeklerinin çıplak dolaşmalarını istiyor ve her fırsatta onları soyuyor. Ben de onları giydirmekten vazgeçtim artık). Okuldaki bebeklerin adları da Ayşe. Oyuncakçıda da bebeklerin durduğu reyonu görünce sevinçle "anne bak Ayşeler" diye bağırıyor. Yani neymiş, oyuncak bebek=Ayşe.

- Son günlerde bir uzaylı muhabbetidir gidiyor. Nazlı sürekli "anne uzaylılar nerede, anne uzaylı masalı anlat, anne uzaylı şarkısı söyle" tarzında birşeyler söylüyor. Uzaylılarla kimi kastettiğini bir türlü anlayamadığımdan bu muhabbet beni bir parça sıkıyor. Bu sabah "anne uzaylı şarkısı söyle" deyince, "ben uzaylı şarkısı bilmiyorum kızım sen söyle" dedim. "Lalala uzaylııııııı" diye melodik yapısı son derece zayıf olan bir şarkı söylemeye başladı. Korkarım kendisi müziğe benim hayal ve umut ettiğim kadar yetenekli değil. Ama ben yine ellerimi çırpıp, dans edermiş gibi yaptım ki hevesi kırılmasın. Hakan da dün akşam uykudan önce Merkür, Venüs ve Mars isimli 3 uzaylıyı hikaye eden bir masal anlattı Nazlı'ya. Her masalın sonunda olduğu gibi bu 3 uzaylı arkadaş da çeşitli faaliyetlerden yorgun düşüp uyudular. Bu sabah da ben Hakan'ı hala Nazlış'ın öğlenleri saat kaçta uyuduğunu öğrenemediği için "bizim dünyamızdan haberin olmadığı için asıl uzaylı sensin" diye itham ettim. Sanırım biraz kalbi kırıldı. Bakalım bu uzaylı muhabbeti nereye kadar devam edecek.

- Nazlı 2 gün önce Nutella ve ekmeğin dayanılmaz uyumuyla tanıştı. Sanırım uzunca bir müddet bu ikiliden vazgeçmeyecek.

4 yorum:

pınar dedi ki...

nazlı çok ttlı ya. saçları da harika.
nutellayla tanıştıysa artık onları kimse ayıramaz:)

Nihan dedi ki...

Saclar benim de cok hosuma gidiyor. Benim oyle modeller yapmaya pek vaktim olmuyor bir de Nazli saclarini ben yaparken nedense hic rahat durmuyor. Yalniz ogretmenin taktigi tokalari cikarmasi cok zor oluyor, cogu zaman tokalari makasla kesmek zorunda kaliyorum. Nutelladan ayrilmaya hic niyeti yok kizimin. Hergun ogle uykusundan sonra ister oldu. Bakalim daha ne kadar devam edecek.

yasemin dedi ki...

nihan merhaba. email adresini goremedim o yuzden buraya yaziyorum, bi şey sormak istiyorum. bugünlerde cem'e anaokulu arıyorum, oyun grubuna gitmisti ama belki simdi yarım gün veya haftada 1-2 tam gün bir anaokuluna gitmesini istiyorum. nazlı'nın okulu nasıl, hangi saatler arası gidiyor, neler yapıyorlar, sen nasıl seçmiştin? aklımda çok soru var, hiçbir yeri beğenmeyecekmişim gibi bir hisse de kapılıyorum. eminim bunu herkes bir ara aklından geçirmiştir. buradan yazışabiliriz istersen veya benim email adresim: yasemin_zeynep@yahoo.com
nazlı'ya öpücükler, sevgilerimle

anne dedi ki...

haydaaaa!şu 2 yaş özelliklerinin içine eklesinler bari, bu bebekleri soyup çıplak bırakmayı.Neden yapıyorlar acaba?Özellikle bir bebeğimiz var ki ben giydirmek, Göksu soymak için yarış ediyoruz..."Aynı bebek" olayında da bizde durum şu:Tıpatıp aynı iki bebeğimiz var.Biri Aras biri Tuna.Ve karıştırıp adını yanlış söylersek fırça yiyoruz küçük hanımdan :) Her bebeğimiz ayrı bir kişilik yani.Anneanneye gidip gelmekten de başları döndü...