8.4.07

En büyük korkum ve en büyük dileğim

Daha önce de bahsetmiştim, Nazlış'la alakalı en büyük korkumun onu tehlikelerden koruyamamak olduğunu düşünüyordum ben. Birkaç hafta öncesine kadar...

Birkaç haftadır, etrafımda gördüğüm, yaşadığım ve şahit olduğum bazı olaylar neticesinde anladım ki Nazlış'ı büyütürken asıl korkmam gereken şey onu tehlikelerden değil de kendi yapacağım hatalardan koruyamamak...

Çünkü fark ettim ki, bir çocuğun kişiliğini, hayata bakışını, daha minicik bir bebekken bile ruh halini, mutluluğa mı yoksa mutsuzluğuma meyilli olacağını çocuğun anne-babası belirliyor. Birbirleri olan ilişkileri, çocukları ile olan ilişkileri, hayatla olan ilişkileri aracılığı ile... Yani analar çocuğun hem tahtını hem de bahtını yapıyor.

İşte bu yüzden,

Bir hata yaparım da (ya da yapıyorumdur da) kızımın kişiliğini, hayata bakışını, ruh halini etkilerim, onu mutsuzluğa meyilli bir insan yaparım diye çok korkuyorum.

Böyle birşeyin telafisi yok ve ne yazık ki böyle birşeye yüzde yüz engel olabilmenin de yolu yok zira insanız hepimiz... Ve galiba iyi anne-baba dediğimiz de çocuğunun tahtını da bahtını da elinden geldiğince yapıp onu mutlu bir insan namzeti olarak yetiştirebilenler.

Tüm bunları düşündüm geçen akşam Nazlış'ın uykuya dalmasını beklerken ve Aslı'dan aldığım en son mesaj geldi aklıma.

Anlatmıştım daha önce Aslı benim arkadaşım, hayatımın en vazgeçilmez parçalarından biri olan kızlarımdan bir tanesi.

Ama Aslı'nın yeri farklı çünkü onunla paylaştıklarımız farklı.

Ben ona geçenlerde arkadaşlıkla alakalı bir yazı göndermiştim, gerçek arkadaşların arasına nasıl da zaman ve mesafenin girmediğini anlatan (Aslı Almanya'da yaşıyor ve birbirimizi en son gördüğümüzde Nazlı daha 5 aylıktı, onun kızı Kayra ise doğmamıştı). O da bana çok güzel bir cevap yazmış. Bu cevabın üstüne Nazlış'ın uykuya dalmasını beklerken Aslı ile olan arkadaşlığımızı düşündüm bir de, beraber ne çok güldüğümüzü, ağladığımızı, eğlendiğimizi, sıkıldığımızı, çenelerimiz acıyıncaya kadar konuştuğumuzu, aramızdaki bağın ikimizin de senelerdir başka ülkelerde yaşamasına rağmen nasıl da kopmadığını...

Ve fark ettim ki, Nazlış'la alakalı en büyük dileğim onun tıpkı Aslı ile benimki gibi bir arkadaşlık bulabilmesi. Onu neredeyse kendinden bile iyi tanıyan, o leb demeden leblebiyi anlayan, o abuk sabuk birşeye kahkahalarla adeta yerlerde kıvranarak gülerken onun neye güldüğünü bilen ve aynı şekilde gülen tek insan olan, kardeş hatta kardeşten de öte olan, iyi günde kötü günde kocadan sonra hatta bazen önce aranacak insan olan bir arkadaşının olması...

Çünkü tecrübeyle sabittir ki insanın böylesi arkadaşlarının sayısı bir elin parmakları anca ediyor, böylesi arkadaşlar herkese nasip olmuyor, insan böylesi arkadaşlardan başkasına içten "arkadaşım" diyemiyor.

İşte bu yüzden de, dedim kendi kendime, Nazlış'la alakalı en büyük dileğim de, böylesi bir arkadaşı olacak kadar şanslı olması, insanın anne-babası mutsuzluğunun kaynağı olabilirken, candan bir arkadaş da çok büyük bir mutluluk kaynağı olabiliyor zira...

7 yorum:

pınar dedi ki...

nihan ne kadar da doğru yazmışsın. kesinlikle herkesin böyle bir arkadaşı olmalı. herkes de bu kadar şanslı olamıyor çoğu zaman. kızlarımız bu konuda şanslı olur inşallah.

Nihan dedi ki...

insallah pinar.

Aslı Cin dedi ki...

Nihan, ben de seninle aynı endişeleri taşıyorum. Mesela bir şey olduğunda şu kızar bu kızar diyorum ve sonra düşünüyorum acaba yanlış bir şey mi söylüyorum diye, annelik zor zanaat nitekim.

Nihan dedi ki...

Aynen Asli. Ben de Nazlis beni birilerine (mesala araba kullanirken diger soforlere, babasina, vs) kizmisken gorunce cok rahatsiz oluyorum. Annelik zor ve galiba ben anneligin ne kadar zor oldugunu dusunmekten yoruldum.

denizanasi dedi ki...

dostluk için ben de benzer şeyler yazmıştım. ben de oglumun benim yaşadıklarımı yaşamamasını dilerim. benim dost diye seçtiklerim hiç de dost çıkmadı çünkü. ama haklısın en güzel şey derin bir dostluktur.

Nukhet dedi ki...

Sevgili Nihan

Ne olur korkma anneliginde hata yapmaktan. Biz insaniz herkes gibi hata yapariz. Hic hatasiz olmaya calisalim derken kendimiz yipratiyor sonra da baska yaratiklara donusuyoruz inan. Bizim gibi ozenli annelerin yaptigi bir iki hatadan cok ciddi kisilik bozukluklari cikacagini zannetmiyorum. Bizler sorgulayan tipler oldugumuzdan sonunda o hatalarin da farkina variriz elbette. Ama arkadaslik konusunda sonuna kadar katiliyorum ben de yeri geldiginde sirtini dayayyip soluklanacagi bir arkadasi olsun. Heleki ilerde esi boyle bir arkadaslik sunarsa ona bundan guzeli de olur mu acaba? Sevgiler

Nihan dedi ki...

Denizanasi, hatirladim senin yazini...

Nukhet, dediklerine sonuna kadar katiliyorum ve de umarim senin dedigin gibi bir iki hatadan birsey olmaz diyorum. Insanin esi ile arkadas olabilmesi cok guzel ama sanirim ben yine de esimin disinda bir arkadasi da tercih ederdim.