26.4.07

Pozitif Disiplin

Ben bu disiplin işine fena kafayı taktım. Sadece disiplinin çok önemli olduğunu düşündüğümden değil, aynı zamanda çocuğun nasıl disipline edildiğinin o çocuğun kişiliğinin gelişiminde çok önemli olduğuna inandığımdan. Ve tabii ki bir de Nazlı kuzuma son bir haftadır gereğinden sert davrandığımı fark ettiğimden.

Bir bilene sormak her zaman en iyisidir ya, ben de hemen internete bir baktım. Ve karşıma "pozitif disiplin" denen bir olay çıktı.

Olayın anafikri şu: çocuğunuza onun duygularını, onun düşüncelerini anladığınızı, sizin onun tarafında olduğunuzu gösterin. Ondan sonra ne yapmamasını istiyorsanız neden yapmamasını istediğinizi söyleyin ve de bir çözüm önerin. Tüm bunları yaparken tutarlı, kararlı olun ama sert davranmayın, bağırmayın (ne yazık ki ben sabrım kalmadığı zaman bağırıyorum Nazlı kuzuma sonra da çok üzülüyorum) çünkü bu çocuğun sadece korkmasına neden olur.

Eğer sizin de aklınıza "iyi de ben bunların hepsini nasıl yapacağım, 2 yaşında bir çocuğa onun duygularını anladığımı nasıl gösteririm, bu yaşta bir çocuk çözümden mözümden ne anlar" gibi sorular takılıyorsa sorularınızın cevabını bu yazıda bulabilirsiniz. Şöyle ki:

1. Çocuğunuza onun duygularını ve düşüncelerini anladığınızı göstermek için çocuğunuza yapmakta olduğu ve sizin yanlış olduğuna inandığınız şeyi neden yaptığını anladığınızı söyleyin. Mesala "biliyorum o oyuncakla oynamayı çok istiyorsun"; "biliyorum o oyuncakla oynamayı çok seviyorsun" gibi.

2. Bunu her zaman bir ama takip etsin; "ama o oyuncakla şu an Ayşe oynuyor" gibi. Böylece yaptığının neden yanlış olduğunu da açıklamış oluyorsunuz. Yani oyuncağı arkadaşının elinden alan çocuğunuza "hayır o oyuncakla şu an sen oynayamazsın" demek yerine "o oyuncakla oynamayı çok istediğini biliyorum ama şu an onunla Ayşe oynuyor" demiş oluyor ve de bir taşla iki kuş vuruyorsunuz (çünkü seni anlıyorum ama yaptığın yanlış mesajını aynı anda veriyorsunuz).

3. Şimdi de çözümü söylüyorsunuz: "Ayşe'nin oyunu bitsin sen oynayacaksın oyuncakla".

Çok kolay gibi görünüyor değil mi? İşe yarıyor mu derseniz, ben az önce denedim. Babaannesinde kalıp oyun oynamaya devam etmek için kendini yerden yere atan Nazlı'ya olanca sakinliğimle "biliyorum kuzum babaannede kalıp oyun oynamak istiyorsun ama şimdi eve gidip uyumamız gerek. Sen uyandıktan sonra beraber oynarız" dedim. Vallahi işe yaradı. Kuzu kuzu yanıma geldi montunu giymek için. Hakikaten de onu zorla kucağıma alıp, o ağlar ve çırpınırken giydirmeye çalışmaktan da daha kolay oldu. Ama gelin görün ki az önce yatağına yatırıp da uyumasını beklerken yine azıp kudurup, yatağın içinde taklalar atmaya başladı kendisi. Sakinlikle "Nazlı'cığım biliyorum oyun oynamak istiyorsun ama..." diye başlayan 10 tane falan cümle kurdum. Bana mısın demedi. Sonunda yine sabrım taştı ve sertçe (ama bağırmadan) "Nazlı yeter artık uyu artık" dedim, pıs diye gitti. Sanırım bu uyku meselesi ayrı bir bakış açısı gerektiriyor ki bu konuyu başka bir yazımda irdelemeyi düşünüyorum.

Söz konusu yazı faydalı olabilecek başka birkaç tavsiyede daha bulunuyor. Mesala çocuğunuzun dikkatini dağıtın ("aaa Nazlı bak istersen sen de gel bu oyuncakla oyna" örneğinde olduğu gibi); ne yapması gerektiğini siz ona gösterin (kızım anneye vurulmaz bak anne böyle sevilir" örneğindeki gibi); ona her "hayır" dediğinizde 2 tane de alternatif sunun ("hayır Nazlı şimdi çikolata yiyemeyiz ama istersen muz ya da elma yiyebiliriz" gibi).

Ama her ne olursa olsun onun gelişmekte, tek istediği kendi iradesini ifade etmek olan bir birey olduğunu aklınızdan çıkarmayın diyor yazı. Tabii kontrolün sizde olduğunu da ona hissettirin ve kural ve limt koymaktan da çekinmeyin diye de toparlıyor konuyu.

Bunların hepsi iyi hoş da, ne oldu senin şu meşhur cezaya diyecek olursanız, onunla alakalı da başka bir yazıda bilgi buldum.

Yazıya göre benim cezayı da pozitif bir şekilde kullanmalıymışız. Mesala onu odasının en sevdiği bir köşesine oturtmalı; eline sevdiği bir kitabı vermeli; olmadı köşeyi yastıklar, yorganlarla pek bir rahat bir hale getirmeliymişiz. Eğer yine de "yaramazlık köşesi"nde oturmamakta direniyorsa (ki bence bu aşamadan sonra köşe artık"zevk-ü-sefa köşesi" olmuş durumda) biz de yanına oturmalı, yaptığının neden yanlış olduğunu açıklamalıymışız. Ben yine de cezanın ceza olarak kalması ve hafif dozda bir sertlik içermesi gerektiğini düşünüyorum. Yani yine bağırıp çağırmayalım ama yastık, yorgan falan olmasa da olur.

Yazının söylediği birşey daha var ki çok doğru. Çocuğunuza sadece yanlışlarını belirtmeyin zaman zaman onu doğru yaptığı şeyler için de övün diyor. Zira çocukların kendilerine olan güvenlerinin gelişmesi açısından bu çok önemli. Bir de yine çok katıldığım başka bir nokta; bazen de bazı konuların üstüne düşmemek de en iyisi diyor yazı. Yani kızınız saçına mor yerine kırmızı toka takmak istiyorsa, bırakın taksın, değil mi?

Pozitif disiplin denen hadise özetle budur. Ben pek bir heveslendim, deneyeceğim. Neticeleri iletirim. En büyük korkum, hani böyle mırç mırç bir anne tiplemesi vardır (mesala amcamın karısı kuzenime çocuk 3 yaşındayken son derece mırıl bir ses tonuyla "mutlu musun kızım" diye sorardı. İşte bu anne tipinden bahsediyorum), etrafta böyle bir anneymişim izlenimi bırakmak ki, bunu katiyen istemem. Son olarak, aşkım bu sözüm sana, bu yöntemde de dikkat edilecek en önemli nokta TUTARLI olmak. Yani anne ve babanın bildikleri ve yaptıkları aynı şey olacak. İşte böyle...

2 yorum:

Ben Ona Resmen Asigim dedi ki...

Merhaba, blogunuz yeni gördüm.Benim oğlumda temmuzda 2 yaşında olacak ve yazdıklarınızı okuyunca kendimi gördüm sizde.Bende internette bu 2. yaş sendromunu çok araştırdım ve en iyi yöntemin pozitif disiplin olduğunu okudum. Bu yöntemi uygulayınca Bora daha pozitif oldu ama benim sinirlerim tel tel oluyor, sakin davranamıyacamı anladığımda eşimi çağrıyorum.Eşim aaa bu ne be kafamıza çıkartıyorsun diyor ama ben bu yöntemin işe yarayacağına inanmak istiyorum. Sizce yarıyor di mi evet deyin ne olur:)

Nihan dedi ki...

Merhaba,
Bu yöntem gerçekten de çok sabırlı olmayı gerektiriyor ama Nazlı'ya birazcık sert davranınca daha beter inatlaşmaya başlıyor benimle. O yüzden pozitif disiplin, sabırla onun anlayacağı bir dinle ne yapması gerektiğini anlatmak gibi yöntemler gerçekten de daha çok işe yarıyor ama gerçekten insanın sinirleri yıpranabiliyor. Bu da geçici bir dönem deyip, sükunetimizi korumaktan başka yapacak birşey ne yazık ki yok...