Ne zaman "batılı" oluruz?
Siyasi felsefeye giriş derslerinde öğrencilere sorulan ilk sorulardan biridir: siyasi bir düzende bireyin özgürlüğünü ne belirler?
Söz konusu özgürlük olunca, sanırız ki, özgürlük tüm sınırların, engellerin kaldırılmasına denktir. Bu yüzden de bu soruya pekçok öğrenci, sınırların, yasakların ne oranda kaldırılmış olduğu diye cevap verir.
Evet özgürlük, ya da hürriyet, kelime anlamıyla birşeylerden hür olmak, kurtulmak, serbestlik demektir ama siyasi bir düzende, yani birden fazla insanın bir araya gelmesiyle meydana gelen toplumsal oluşumlarda özgürlükleri sınırsızlıklar değil bizim dışımızda kalan diğer insanların özgürlükleri belirler. Ben yanımdaki insanın özgürlüğüne müdahale etmediğim ölçüde özgürümdür. Özgürlüğüm benim dışımda kalan herhangi birinin özgürlüğüne tecavüz ettiğim noktada sınırlanır. Çünkü siyasi bir düzende herkesin benim kadar özgür olma hakkı vardır. Yani, siyasi bir düzende özgürlüğü sınırsızlıklar değil, tam tersine, sınırlar belirler.
Tabii siyasi düzenden siyasi düzene değişir bu durum. Bugün Afganistan'daki klanlar da birer siyasi düzendir, Doğu Anadolu'daki aşiretler de, bizim de içinde yaşadığımız, anavatanı Avrupa olan ulus-devlet denen oluşum da. Çok açıktır ki, Afganistan'daki bir bireyin özgürlüğüyle İsveç'teki bir bireyin özgürlüğü biribirinden çok farklıdır. Afganistan'da özgürlükleri tanımlayan, belirleyen sınırlar olmadığından, gücü kim ele geçirirse kral odur. Kadınlara burka da giydirir, yabancıları da kaçırıp alıkoyar. Güç sahibi en özgürdür, özgürlüğü de hiçbir şeyle sınırlanamaz.
"Modern" siyasi düzenlerde, yani ulus-devletlerde, kimse bu kadar sınırsız özgürlüğe sahip değildir. Yukarıda da bahsettiğim gibi, herkesin özgürlüğü, siyasi gücü elinde tutanlar da buna dahil olmak üzere, diğer bireylerin özgürlüğü ile sınırlıdır. O yüzden de herkes eşit derecede özgürdür, kimse kimseden bu anlamda üstün değildir.
Ulus-devletlerde siyasi ve toplumsal idare kurallara, yasaklara dayanır. Hukuk devleti denen kavramın altında bu özgürlük anlayışı yatar. Özetle, modern, bildiğimiz, kabul ettiğimiz, bir parçası olmayı yüzyılı aşın bir süredir hayal ettiğimiz "batı medeniyeti" herşeyden ama herşeyden önce kurallara, kanunlara, başkasının haklarına/özgürlüklerine saygıya dayanır.
Batılı olmak bu demektir. Başkalarının haklarına, isteklerine saygı demektir. Kurallara uymak, onları uygulamak demektir.
Ben yaparım, olur diyememek demektir.
Bu benim en doğal hakkım diyerek, herkesin ortasında, namaz kılmaya müsait olmadığı bariz olan bir ortamda, abdest alıyorum diye ayak yıkayamamak demektir (bkz). Bunun din özgürlüğüyle, laiklikle, ya da dindar/dinsiz olmakla bir alakası olmadığını görebilmek demektir.
Tüm apartmanın arabasını park ettiği otoparkta, gönlünün çektiği yere kilit taktırıp, "bundan sonra buraya yalnızca ben araba park ederim arkadaş, var mı" diyememek demektir.
Trafiğin en cafcaflı aktığı sokağı, aslında burası benim siteme ait, diyerek kapatamamak demektir.
Bunları yapmadan önce, "peki ya başkaları" diye durup düşünmek demektir. Oldu da, başkalarını hiçe sayarak gönlünce hareket ettin, bunun kanuni sonuçlarının bilincinde olmak, bunların bir yaptırımı olacağını bilmek ve bu yaptırımların uygulanacağından şüphe duymamak demektir.
İşte biz bunu kabul ettiğimiz zaman batılı, modern, ya da siz adına ne diyorsanız ondan oluruz.
Keşke, "kızlar üniversiteye ne kılıkta girsin" konusuna harcadığımız enerjinin, mesainin onda birini, bence çok daha elzem olan, bu konuya harcayabilsek.
Bence işte o zaman "muasır medeniyet"lerin seviyesine ulaşmak için yüzyılı aşkındır yürüdüğümüz bu yolda boşa kürek çekmemiş olur, hatta belki mesafe kaydederiz.
3 yorum:
Ben okuluma girerken polislerin kapıda bekleyerek beni ancak başım açık içeri almalarını veya yine kampüs içinde olan yurdumdan bir pazar günü arkadaşımla kampüs içinde yürüyüş yapmak için çıktığımda başımız kapalı diye polisler tarafından yolumuzun kesilmesini basit veya bir tarafa bırakılacak bir konu olarak görmüyorum.
Haklisin Naile ne basit, ne de bir kenara birakilacak bir konu bu. Ben de zaten oyle demedim yazimda. Bu konuyu bence coktan asmis olmaliydik, bunu kast etmek istemistim ben... Asmis ve bence bizi asil engelleyen meselelere gelmis olmaliydik. Bence kizlar okula ne kilikta girsin sorusunun cevabi ortada (ama ben yazimda bunu dile getirmedim sadece) o yuzden bos yere alinganlik yapmamali galiba. Ben cok sansliyim ki, bu gibi mevzularin asla mesele edilmedigi bir okula gittim ben, dilegim mesele edilmediginden de ne sorun yasadik, ne de arbede cikti. Ne de kimse kimseyi etkilemeye calisti. İsterim ki, bu anlayis en kisa zamanda tum Turkiye'ye yayilsin, insanlar biribirini karsi taraf olarak algilamaktan, onlar-bizler olarak gormekten, kendi gibi olmadigini dusunduklerinin her lafindan kendi aleyhine anlam cikarmaktan vazgecsin.
Nihan evet yazdığın şeyleri yanlış anlamışım. Ama tvde öyle şeyler söyleyenleri görüyoruz ki, bir kenera bırakın bu meseleyi asıl mesele başka diyerek bu sınırlamayı devam ettirmek isteyenler var. Ben de senin yazdıklarını o şekilde anladım ve mütessir olup böyle şeyler yaşayanların duygularını bilmeni istediğimden o yorumu bıraktım. Ama açıkladığın şeyde aynı düşünüyorum, bu tür meselelerle uğraşmak zorunda kalıyor hala Türkiye, batılılarsa çoktan yol almış gitmişler...
Sevgiler..
Yorum Gönder