17.3.08

Bahar

Bahar güzel, tartışılmaz, şüphe götürmez bir şekilde hem de...


Kim çiçek çiçek açan ağaçlardan, erguvanlardan, papatyalardan, havadaki tazelik kokusundan, masmavi gökyüzünden etkilenmez ki?


Ama ben sevemiyorum baharı, daha doğrusu, kışı ve sonbaharı sevdiğim kadar sevemiyorum.


İnsana verdiği o enerji, kıpır kıpır olma hissi ve hatta yaşama sevinci rahatsız ediyor beni.


Daha çok sey yapasım geliyor.


Daha çok koşturasım.


Hayatıma daha çok şey katasım.


Hepsine, herşeye yetmek istiyorum.


Ve de yetememekten korkuyorum.


Yapılacak bunca şey olması, hayattan bu kadar çok keyif alınabileceği gerçeği beni korkutuyor.


Yapabileceğim kadarını yapamamaktan, alabileceğim kadar keyif alamıyor olmaktan korkuyorum.


Oysa sonbahar ve kış öyle değil.


Yapılacaklar sınırlı, keyifler de, hayat daha kontrol edilebilir.


Tam da bu yüzden seviyorum sonbahar ve kışı, hayat bu kadar kontrol edilebilir olduğu için...


Tuhaf mıyım,


Karamsar mı,


Eskiden böyle değildim.


Yoksa yaşlanıyor muyum?


Baharın en güzel tarafı cumartesi günü gittiğimiz parkta doğduğundan beri hiç görmediği kadar çok yeşilliği bir arada görünce çılgına dönüp, sınırsız koşan ve çimlerde yuvarlanan kızımı izlemek sanırım.


Onun, benimkinin aksine, kayıtsız ve hesapsız olan yaşama sevincine şahit olmak.


Nazlış'ı daha çok yeşilliklere götürlemeli ve onu seyrederken saf yaşama sevinci neymiş tekrar tekrar hatırlamalı insan.


Yaz gelmeden önce, bol bol...

6 yorum:

denizanasi dedi ki...

bu aslında cidden tuhaf bir durum. ama galiba ben de bu garip insanlardanım.ne demek istediğini çok iyi anlıyorum çünkü :))

M.İ.N.İ dedi ki...

bir nazlış da bizde var ziyaret etmek isterseniz bloğumuza bekleriz...
www.nazlitopkaya.blogspot.com

Nihan dedi ki...

Deniz,
E ne diyeyim, tuhaf tuhafi cekiyor.

Nazli'yi ziyaret ettim bile. Yakin takibe de alacagim onu.

Bir Porsiyon Öykü dedi ki...

Nihanciğim, çoğu zaman içinden çıkamadığım bir durum bu kadar guzel anlatılır bravo:)

böğürtlengözün annesi dedi ki...

Bir ara sen demiştin bana, bizim bu yaşadığımıza " kontrol manyağı" deniyormuş diye. Şimdi tencere dibim kara, seninki benden kara misali akıl vermiş gibi olamayayım ama,
boşver be Nihanım, bırak gitsin hayat, sanane, kim ne kadar keyif alıyor, yada sen ne kadar keyif almışsın, daha neler yapabilirdin diye düşünme. Elde ettiğin kadarı ile yetin, herşeye sen yetişmeye çalışma.
Yazımda okudunya bizim oğlanın son havadisini, işte ben bu konuyu ilk duyduğumda eşim şehir dışından gelene kadar kafayı çizmek üzereydim. Ne yapsak, nasıl anlatsak, şöyle yapsam üzülürmü, şunu desem ters tepki yaparmı diye. Buna karşılık (benim 4 gün boyunca düşünüp en doğru yolu bulma çabama karşılık) eşim gayet sakinlikle olayı ele alıp ertesi gün oğlanla ima ede ede konuşmuş bile. Eee noldu benim 4 günlük yaşadığım mükemmel olsun manyaklığım?...
Anlatabildimmi ?

Nihan dedi ki...

Zeynep,
Demek benim gibi hissedenler de var. Galiba bu duruma halk dilinde bahar yorgunluğu diyorlar.

Ah böğürtlengözün annesi, bir bilsen ben bunları kendime kaç kere söyledim.