Uçakta çocuk oyalama sanatı ve bazı insanlar neden çocuklara vebalı muamelesi yapar?
Denizanası "peki Nazlı uçakta ne yaptı" diye sorunca yorum olarak cevap yazmaktansa uçakta çocuk oyalamakla alakalı tecrübelerimi bir yazı haline getireyim dedim. Çünkü Nazlı ile ilk defa uzun yola çıkmadan önce nasıl oyalayacağım ben bu çocuğu bu kadar saat konusu benim kafamı ciddi şekilde meşgul etmişti. Ola ki benim gibi bu dertten muzdarip başka anneler varsa belki bir faydam dokunur.
Çocukla uzun yol gerçekten de endişe kayanağı olabilecek bir durum. Hele ki çocuk Nazlı gibi kendi kendini zor oyalayan türdense (gerçi bu son yolculukta kızım beni gerçekten çok şaşırttı). Biz araba ile bir yere gideceksek özellikle Nazlı'nın uyku saatine yakın bir zamanda yola çıkıyoruz ki, yolun en azından bir-iki saatlik kısmı Nazlış uykuda iken geçsin, biz de rahat edelim.
Paris'e gitmeden önce de belki uçakta uyur ümidinde idim, zira uçağımız erken bir saatte idi ve Nazlış sabah her zamankinden çok daha erken bir saatte uyanmak zorunda kalacaktı. Ama işimi şansa bırakmadım ve daha önce internette okuduğum bir yazıyı ve de çocukla uçak yolculuğu konusunda benden çok daha tecrübeli olan Nilüfer'in bir yazısını (yazının linkini koyamıyorum çünkü Nilüfer'in blogu artık şifreli) kendime rehber alarak yola çıkmadan birkaç gün önce Nazlış'a bir "sürpriz çantası" hazırladım.
Çantanın içini çeşitli boya kalemleri, boyama kitapları, parmak kuklaları, yap-bozlar ile doldurdum. Burada püf noktası tüm bunların çocuğun daha önce hiç görmediği oynamaktan sıkılmadığı şeyler olması. Bizim evde bu tanıma uyan oyuncak vs. bulunmadığından ben hepsini yeni almak durumunda kaldım.
Bir de aslında Nazlış'ın normal zamanda böyle şeyler yemesine asla müsade etmediğim halde bir torba dolusu topitop, lolipop, aklınıza gelebilecek her türlü hoplu toplu abur cuburlardan aldım.
Sonra Nazlış sıkıldıkça kah oyuncaklardan kah toptoplardan birer birer (kesinlikle Nazlış'ın hepsini bir arada görmesine müsade etmeden) çıkardım.
Nazlış'tan en çok tezahuratı parmak kuklaları ve de şu renkli boya kaplı çikolatalar aldı.
Parmak kuklaları gerçekten çok güzeldi, üzerine yapışkanlı saç, kaş-göz, giysi yapıştırmak suretiyle herbirini istediğiniz şekle şemale sokabiliyordunuz ki, sırf bu aşama bile Nazlış'ı epeyce bir oyalamaya yetti.
Renkli çikolatalarla ise arkadaşım Bilgehan'dan öğrendiğim üzere bir oyun uydurdum. Önce Nazlış'ın onları teker teker renklerine ayırmasını istedim, sonra her bir rengi torbalara doldurttum, sonra Nazlı onları renklerine göre yedi.
Tabii bu arada kızımın midesini bu abur cuburlarla doldurmasını istemediğimden ve ben istesem de Nazlış zaten bu tarz şeylere çok rağbet etmediğinden bol bol atıştırmalık da aldım yanıma.
Atıştırmalıklar da yine günlük hayatta Nazlış'a çok da gönül rahatlığıyla vermeyeceğim şeylerdi ama kuzumu bu değişik şeyleri yiyebilmenin dayanılmaz hafifliği bile epeyce bir oyaladı. Atıştırmalıklardan da en çok ilgiyi üstü çikolata kaplı ayıcık şeklindeki bisküviler çekti ki, ben de ağzıma bir tane attım, cidden insana tüm bir paketi yedirtecek kadar lezzetli idiler.
Ve en önemli nokta, uçak inerken ve kalkarken kulakları basınçtan korkunç derecede rahatsız olan bir insan olarak, yanıma hem kendim hem de Nazlış için sakız almayı ihmal etmedim. Nazlış için aldığım sakızlar yine boyalı cicili bicili türdendi. Sakızın ne kadar işe yaradığını dönüşte yanımıza tekrar sakız almayı akıl edemediğimizden kulakları kim bilir nasıl acıyan kızımın çığlık çığlığa ağlamasıyla daha da iyi anladım.
Tabii Nazlış'ı bu taktiklerle oyaladım dediysem Nazlış 4 saat gidiş 4 saat dönüş boyunca öyle put gibi oturmadı.
Kalkıp dolaşmak istedi.
Bol bol konuştu.
Bağıra bağıra şarkı söyledi.
Koltukta ayağa kalkıp arkadaki öndeki yolcuları seyretti.
Ama bence genel olarak yaşına göre süper bir performans gösterdi.
Öyle hep korkutuğum gibi bir ağzı yerde bir ağzı gökte ağlamadı mesala.
Ya da ben onu meşgul edeceğim diye kan ter içinde kalmadım.
Hatta bence pek çok yetişkine göre çok daha sessizdi.
Ama bu bile gidiş yolunda önümüzdeki hanımefendinin kızıma daha uçağa bindiğimiz saniye "ıyyy iğrenç çocuk, şimdi Allah bilir nasıl da rahatsız eder beni" bakışı atmasına, uçakta herkes ama herkes konuştuğu halde kuzum ne zaman ağzını açsa "lütfen susturur musunuz, uyumaya çalışıyorum" diyerek kızımı insan muamelesinden mahrum etmesine engel olamadı.
Ben çocuk çok severim, o kadar ki, kendimi bildim bileli benden küçük her insan yavrusunu sarıp sarmalama isteği ile doluyumdur.
Ama özellikle anne olunca anladım ki, herkes çocuk sevmek zorunda değil. Ya da benim çocuk sevgimi anlamak zorunda değil. Ya da herkes çocuklara agucuk bugucuk şeklinde yaklaşmak zorunda da değil. Zira, bunca çocuk sevgime, kızıma olan sonsuz aşkıma rağmen bazen ben bile öz çocuğuma zor sabır gösteriyorum ya da Nazlış'ı bırakıp arkadaşlarımla ya da kocamla bir yere gittiğimde çocuksuz yerleri tercih ediyorum.
Ama çocuğa vebalıymış gibi davranmak, "susturun şunu" şeklinde ona insan değilmiş muamelesi yapmak, onu kendine hedef seçmek nedendir, nasıl olabilir, bunu anlamam işte mümkün değil.
En son hanımefendi Nazlı'nın ayakları benim kucağımda olduğu halde, dönüp "lütfen söyleyin çocuğunuza koltuğumu tekmelemesin" dediğinde az kalsın hayatımda ilk defa hiç tanımadığım bir insana bayramlık ağzımı açacak ve bayramlık ağzımdan neler dökülebileceğini herkese gösterecektim.
Tabii Hakan bana mani oldu.
Bence keşke mani olmasaydı.
Netice itibari ile beklentilerimizin aksine kıl hanımı saymazsak son derece sorunsuz bir yolculuk yaşadık.
İnşallah devamı da gelir.
6 yorum:
Bencede kıl hanıma keşke açsaymışsın bayramlık ağzını :) Uyuz olurum öyle tiplere bence, ama sanırım öyle bir güzelliğe (çocuk) sahip olamadıkları için belkide böyle kıl oluıyorlar ....
Nazlışıda gösterdiği hanımefendiliği için tebrik ederim...
evet ya, uçakta belli ki huzursuzluğu tavan yapmış bebeciğin ağlamasına mı üzülsün insan, kan ter içinde çocuğunu nereye tıkıştıracağını şaşıran annelere mi bilemiyor!yavru denen nefis insan türünden uzakta olduğu belli, ancak halinin asıl sebebi ultramegagiga gıcık ve tahammülsüz olması olan insanlar için bi fırlatma düğmesi koysalar ya koltuklara :)nasıl bir kafa yapısı, nasıl bir ruh, nasıl bir kültür(-süzlük- ya da) ağlayan bir çocuğun gerilimine gerilim katar yahu! onlara en susmazbebeyanı uzun yolculuklar dilerim!!!Sizin kılhanımın da yolboyu ağlayan bi çocuğu olmasını...Görsün gününü(yok yav, o gıcık için bile bi çocuğun o kadar ağlamasına dayanamam, kıyamadım yine:)
Bu taktikleri ben de bu yaz planladığımız İzmir-Adana arası karayolu seyahatinde deneyeceğim.Yola çıkmaya cesaret edebilirsek tabii:)
allahım ben senin yerinde olsam valla cıngar çıkarırdım .. bence bu insanlara kesinlikle sessiz kalınmamalı. geçen yaz tatile giderken arabalı feribotta giderken çocuk oyun bölümünde can oynuyordu. ondan küçük bir çocuk geldi yanına ve can da onunla oynamak için elini omzuna attı. çocugun babası şak diye canın elini indirdi. benim oğlan çook içli. hemen gözler doldu ve içli içli ağlamaya başladı. sadece avazım çıktığı kadar bağırdıgımı hatırlıyorum."çocuğunu bence fanusta dolaştır, insan arasına sokma. hak etmiyorsun " dedim. adam da suspus olup cocugunu alıp gitti. canın o içli ağlayışı yüreğimi parçaladı çünkü. böyle yabancı insanların bir hiç uğruna çocuğumu üzmesine kesinlikle izin vermem.
ben okula gidip gelirken otobüste kucağında çocukla oturan bir bayan varsa özellikle onun yanına oturuyorum, çünkü çocuklu bir insan olarak onu ancak ben anlarım, çocuğu yaramazlık yapsa bile ben asla kızmam diye böyle yapıyorum. yanına anlayışsız biri oturup da kadını huzursuz etmesin istiyorum. küçücük bir çocuktan sanki koca bir insan gibi sessiz sakin heykel gibi oturmasını bekleyen insanları ise hiç anlayamıyorum. o kadına çok sinir oldum okurken nihan. keşke hakan mani olmasaymış da ağzının payını verseymişsin.
nazlışı da usluluğundan ötürü tebrik ediyor ve de öpüyorum:)
Bogurtlengozun annesi,
Bence de cocuk sahibi olan insanin herseye bakis acisi daha farkli oluyor.
Ahu,
Edin cesaret, bir kere baslayinca gezmeye arkasi geliyor bence.
Deniz,
İyi adam sus pus olmus. Bir de zeytinyag gibi uste cikanlar var.
Pinar,
Keske herkes senin gibi olsa.
Yorum Gönder