Dedemin üzüm gözleri
Anneannem, 17 yaşındayken evlendiği, o "benim için yaptığın herşey için çok teşekkür ederim, sakın arkamdan çok ağlama" dedikten sonra hayata gözlerini yumana kadar 52 sene evli kaldığı dedemi evlendikleri güne kadar hiç görmemiş.
Bir kere bile...
Uzaktan bile görmemiş.
Halayıklı Çerkez Zehibe'nin 1.5 yaşında henüz memeden kesilmeden öksüz kalmış oğlu Hacı Ahmet diye gıyaben tanıyormuş dedemi gerçi.
Ama evlenmeden önce hiç görüşmemişler, elele tutuşmamışlar, yanaktan da olsa öpüşmemişler.
Derdi ki hep, nikah masasında bile yüzüne doğru düzgün bakamadım dedenin.
Peki derdim anneanne, ya dedem böyle bir insan olmasaydı, ya kötü birisi olsaydı, ya sana işkence eden birisi çıksaydı, ya kötü bir koca, kötü bir baba olsaydı?
Hiç korkmadın mı daha önce yüzünü bile görmediğin biri ile evlenirken.
Korktum derdi, ama sonra evimize gidip de yüzüne dikkatlice bakınca halime şükrettim.
Neden anneanne diye sorduğumda,
Eee dedenin üzüm gibi gözleri vardı, derdi.
Hepsi bu, sonradan anneme ve dayıma oradan da kuzenlerime ve bana miras kalacak olan, gerçekten de dedemin alemeti farikası, anneannemin deyimiyle bir çift üzüm göz.
Uğruna binbir zorlukla 2 çocuk yetiştirilen, 52 sene geçirilen, her türlü zorluğa ve yoksulluğa göğüs gerilen, saygıda asla kusur edilmeyen...
Sadece bir çift üzüm göz.
Geçen gün Hakan'la, incir çekirdeğini doldurmayacak bir sebepten tartıştıktan sonra, daha doğrusu kim bilir neden Hakan'a dakikalarca söylenip, biraz sakinleşmek için kendimi duşa attığım sırada bunları düşündüm.
Yani neden eskiler bir çift göz üstüne bir ömür kurabilirken biz zamane çocukları sudan sebepler yüzünden elimizdekileri riske atıyoruz?
Anneannelerimiz nelere göğüs germişken artık pek çok ilişki yoktan nedenlerle son bulmuyor mu ?
Doğrusu nedir, formülü var mıdır, o zaman başka bu zaman başka mıdır, yoksa bu konulara çok dalmamalı mıdır, ben bilemedim.
İşin içinden çıkamadım ama,
Keşke dedemin üzüm gözleri yerine anneannemin sabrını miras alsaymışım demeden de edemedim.
4 yorum:
Açıkçası bu yazının üzerine ne yazsam öyle sıradan kalacak ki... Sadece içimden ılık ılık birşeylerin akıp gittiğini söyleyebilirim.
Sudan sebepler yuzunden keyfim kacmisken okudum yazini. Benim de dedemin mercan gozlerini aldigimdan bahseder babanem. Bu yuzden yazin cok yakin geldi bana.
Dedigin gibi sahiden azicik sabir da olaymis. Ben de bilmiyorum nedir bizi boyle yapan, bir turlu tanimlayamadigim kizginlik/kolay kirilganlik hali nedendir?
Ne güzel yazmışsın... İşyerimde masamda utanmadan ağlayıverdim sabırsızlığımıza. Oysa hepimizin bir çift üzüm gözü ver ne kadar şanslıyız.
Defne, tesekkur ederim.
Yok ki,sabirli olabilmek cok buyuk bir erdem gercekten de ama galiba biz herseyi hizla yasamaya gore yetistik.
Papatya,
Aglatmak istemezdim seni...
Yorum Gönder