Nazlı'dan haberler
Sıcaklar bir yandan (benim gibi havanın 25 derecenin üstüne çıkmasıyla dengesi bozulan bir insanın şu an ne halde olduğunu tahmin edin diyeceğim ama edemezsiniz), daha sonra Annenin Günlüğü'nde anlatacağım üzere, benim hayatımdaki önemli değişiklikler bir yandan derken, blogumu, kuzumdan haber vermeyi ihmal eder oldum. Hemen bunu telafi etmek gerekmektedir, bizde durumlar aşağıdaki gibidir.
- Nazlı artık konuşuyor. Ama öyle böyle değil. Uyanık olduğu her saniyeyi birşeyler anlatarak geçiriyor. Pazar günü kızlarımdan biri ile yemeğe çıktım. Eve geldiğimde Hakan'ı yarı baygın halde buldum. Nazlı'nın bütün gün konuşmasından kafası kazan olmuştu. Cumartesi günü ise Nazlış'ın arkadaşı Edoş'u ziyarete gittik, Edoş'un annesi Bilgehan arkadaşım, Nazlı'nın bombardıman halinde gelen soruları karşısında ne yapacağını şaşırdı ve bana sen bununla bütün gün nasıl başediyorsun dedi. Ben de, ektiğimi biçiyorum canım dedim, zira annem bana küçükken 2 dakikacık da olsun susmam karşılığında çeşitli rüşvetler verirdi. Halen de gün içerisinde sarf etmem gereken belli bir kelime sayısı vardır. Eğer ihtiyacım olduğu kadar konuşamazsam çok mutsuz olurum ve Hakan'ı deyimiyle aynı anda üç konudan bahsedebilme kapasitesine sahibimdir. Yani özetle, kızım da bana benziyor, hem de hızla. Nazlı bu kesintisiz konuşma seansları sırasında bazen çok komik şeyler söylüyor. Mesala dün, ben evde yokken çırılçıplak gezmek istemiş, klima açık olduğu için anneannesi onu giydirmeye çalışmış. O da anneannesine sen bana karışamazsın anneanne demiş. Bana da bu sabah tostunu yerken, ama anne bu tost çok vesleyici (yani besleyici) dedi. Ha bir de dün tam öğlen uykusuna dalmadan önce, benim adım Ancelika diye sayıklıyordu. Kim acaba bu Ancelika?
-Nazlı'nın bana sadece çok konuşması benziyor ne yazık ki... Yani bir insan fiziksel olarak annesine bu kadar mı benzemez. Ben koyu esmer, kızım resmen sarışın. Ben de bu açığı kızımı benim küçük bir modelim şeklinde giydirerek kapatmaya çalışıyorum. Yaz boyunca adeta ayağımdan hiç çıkarmadığım parmak arası terliklerimin minyatürlerinden aldım en son kızıma. Tıpkı annesi gibi, kot eteğinin, askılı çiçekli elbiselerinin, kaprilerinin altına giyiyor kızım parmak arası terliklerini. O tomtom parmaklı, kare ayaklarında çok şeker duruyor terlikler. Her seferinde ısırasım geliyor ayaklarını. Isırıyorum da zaten.
-Her ne kadar kızıma belli bir giyinme stilini empoze etmeye çalışsam da (evet cidden çaba gösteriyorum bu uğurda) kızımın kendine özgü, kalıcı olmadığını umduğum bir moda anlayışına sahip. Geçen gün arabada babası ile aşağı inmelerini bekliyordum ve apartmanın kapısından çıktıklarında gözlerime inanamadım. Nazlı elbisesinin üzerine kışlık montunu, kafasına da plaj şapkasını giymişti. Üstelik hava 35 dereceydi. En önemlisi babasını bu kombinasyonu giymek için ikna edebilmişti. Allahım bu kızdan korkmak lazımdı.
-Nazlı geçen gün, yine tam uykudan önce, bana sımsıkı sarılıp "seni çok seviyorum" dedi. Sonra da yüzümü ellerinin içine alıp "beni öpsene anne" dedi. Bilemiyorum ne dediğinin farkında mıydı ama benim içim hayatımda hiç bu kadar hop etmedi.
Bizden haberler kısaca ve şimdilik böyle. Umarım kısa bir zaman içerisinde benden haberleri de yazacağım. Ama şimdi biraz klimanın tam karşısına geçip oturmam lazım yoksa bayılacağım.
4 yorum:
haberlerinizi bekliyordum ne zamandır. okurken içim titredi "beni öpsene anne" deyişini.(devrik oldu bu cümle:)
ancelika kim gerçekten:) pembe dizi kahramanlarının isimlerine benziyor:)
Ben de uzun süredir yazmak istiyordum ama olmuyordu bir türlü, gerçi gece düşünürken unuttuğum bir iki şey geldi aklıma onları da ayrıca yazarım artık. Ben de çok etkilendim beni öpsene demesinden. Ama o beni nasıl etkilediğinin farkında değil sanırım.
slmmm nihan ne ıyı etmısısın yazmısın nazlı hanımın maceralarını annelik çok başka birşey anlatılamaz yaşanır denir ya tam orda işte laranında aramıza yatıp bı babaya bı bana sarılıp opmesı senı sevıyoruaşkitom demesi babayada çok özel anlarımız laraya ben aşkitom derim oda bana işten geldiğimde boynuma atlayıp aşkitommm diyip içine çekmesi nefesi benim duddaklarımıniçinin yaralaraının geçmemesi işte yasanılası bişey
sevgiler hep büyüsün nazlısı optm
haklısın irem, annelik gerçekten de çok özel...
Yorum Gönder